sahip ol

listen to the pronunciation of sahip ol
Türkisch - Englisch
had

In the contest he fully displayed what ability he had. - O, yarışmada hangi yeteneğe sahip olduğunu gösterdi.

I have more money than I had last year. - Geçen yıl sahip olduğumdan daha fazla param var.

got possession of
have

If you are going abroad, it's necessary to have a passport. - Eğer yurt dışına gidiyorsanız, bir pasaporta sahip olmak gereklidir.

It is believed that whales have their own language. - Balinaların kendi diline sahip olduklarına inanılmaktadır.

possess

Someday, I would like to possess a sailboat. - Günün birinde, bir yelkenliye sahip olmak istiyorum.

Honor is the most precious thing we possess. - Onur sahip olduğumuz en değerli şey.

get possession of
{f} having

I count myself lucky in having good health. - İyi bir sağlığa sahip olduğum için, kendimi şanslı sayıyorum.

Tom didn't like not having enough money. - Tom yeterli paraya sahip olmamaktan hoşlanmıyordu.

has
{f} possessed
sahip ol
Favoriten