This is hot, not cold.
- Bu soğuk değil, sıcak.
The weather was hot. And pretty humid.
- Hava sıcaktı. Ve hava oldukça nemliydi.
It's very warm today.
- Bugün hava çok sıcak.
I can remember the warmth of his hands.
- Onun ellerinin sıcaklığını hatırlayabiliyorum.
It's much warmer today.
- Bugün çok daha sıcak.
I'll postpone my trip to Scotland until it's warmer.
- Havalar daha sıcak oluncaya kadar seyahatimi erteleyeceğim.
Tom is friendly to everyone.
- Tom herkese karşı sıcak.
The new president was a warm and friendly man.
- Yeni başkan, sıcak ve samimi bir insandı.
Have you ever been up in a hot air balloon?
- Hiç sıcak hava balonunda bulundunuz mu?
I rode in a hot air balloon.
- Sıcak hava balonuna bindim.
The Japanese archipelago is struck by a terrible heat wave.
- Japon takımadaları korkunç bir sıcak hava dalgası ile vuruldu.
Tom lost his appetite due to the heat wave.
- Tom sıcak hava dalgası nedeniyle iştahını kaybetti.
Tom filled the bathtub with hot water.
- Tom küveti sıcak su ile doldurdu.
Tom used up all the hot water.
- Tom bütün sıcak suyu tüketti.
I'm wearing a warm pair of socks.
- Sıcak tutan bir çift çorap giyiyorum.
Tom put on some warm socks.
- Tom bazı sıcak tutan çoraplar giydi.
It was very sultry that night.
- O gece hava çok sıcak ve nemliydi.