söz konusu

listen to the pronunciation of söz konusu
Türkçe - İngilizce
in question

Tom told the police that Mary had eaten at the restaurant in question before she died. - Tom polise Mary'nin ölmeden önce söz konusu restoranda yemek yediğini söyledi.

His success is in question. - Onun başarısı söz konusudur.

said

Tom said it was out of the question. - Tom bunun söz konusu olmadığını söyledi.

He said it was out of the question. - Söz konusu olmadığını söyledi.

the point in question
on the nail
being talked about
Subject, question, topic
topic
1. person or thing being talked of. 2. (person, thing) being talked of, under consideration
subject
question

A trip to America this summer is out of the question. - Bu yaz Amerika'ya bir yolculuk söz konusu değil.

His proposal is out of the question. - Onun önerisi, söz konusu değil.

söz konusu değil
there is no question
söz konusu olamaz
out of question
söz konusu olmak
(Kanun) be in question
söz konusu olmak
be discussed
söz konusu olmamak
be out
söz konusu değil
not applicable
söz konusu değil
out of question
söz konusu değişiklik
respective alteration
söz konusu edilemez
(Konuşma Dili) beside the mark
söz konusu edilemez
(Konuşma Dili) beside the point
söz konusu etmek
drag
söz konusu etmek
to discuss
söz konusu mesele
point at issue
söz konusu olamaz
out of the question
söz konusu olan
at issue
söz konusu olan sorun
the case in point
söz konusu olmak
be on the carpet
söz konusu yapmak
drag in
söz konusu şey
matter for discussion
sözkonusu
aforementioned
sözkonusu
the point in question
sözkonusu
a pic for discussion
sözkonusu
as mentioned
sözkonusu
that kind of
sözkonusu
in question
söz konusu olmak
be in the question
sözkonusu
said
tekrar söz konusu etme
recurrence
söz konusu