söylenme

listen to the pronunciation of söylenme
Türkçe - İngilizce
grouch
grumble

She began to grumble and then to weep. - Söylenmeye ve ardından ağlamaya başladı.

snarl
murmur
being told
complaining
mutter
söylenmek
{f} grouch
söylenmek
grumble
söyle
{f} said

You didn't do a very good job, I said. - Çok iyi bir iş yapmadığını söyledim.

It doesn't matter what he said. - Söylediği şeyin hiçbir önemi yok.

söylenmek
{f} snarl
söyle
told

Don't forget what I told you. - Sana söylediklerimi unutma.

She told me that she had bought a CD. - Bana bir CD aldığını söyledi.

söyle
spit it out !
söylenmek
be told
söylenmek
said

It is said that time heals all the wounds. - Zamanın tüm yaraları iyileştirdiği söylenmektedir.

It is said that her father was killed in a traffic accident. - Babasının bir trafik kazasında öldüğü söylenmektedir.

söylenmek
pronounced
söylenmek
to be said
söylenmek
go
söyle
tell

Could you please tell me why you love her? - Onu neden sevdiğini lütfen bana söyler misin?

Tell me which of the two cameras is the better one. - İki kameradan hangisinin daha iyi olduğunu bana söyle.

söyle
told to
söyle
{f} saying

He began by saying that he would not speak very long. - O, çok uzun konuşmayacağını söyleyerek başladı.

He received a telegram saying that his mother had died. - O, annesinin öldüğünü söyleyen bir telgraf aldı.

söyle
confide

This is confidential, I can only tell him personally. - Bu gizli, sadece ona kişisel olarak söyleyebilirim.

He hasn't said anything publicly, but in confidence he told me he's getting married. - O bana alenen bir şey söylemedi ama sır olarak o bana evleneceğini söyledi.

söyle
say

Some doctors say something to please their patients. - Bazı doktorlar hastalarını memnun etmek için bir şeyler söylerler.

An Englishman, a Belgian and a Dutchman enter a pub and sit down at the counter. Says the barkeeper, Wait a minute, is this a joke or what? - İngiliz, Belçikalı ve Hollandalı bir meyhaneye girer ve tezgahta otururlar. Barmen söyler, Bir dakika bekleyin, bu bir şaka mı ne?

söylenmek
grouse
söylenmek
mutter
söylenmek
murmur
söyle
dictate
söylenmek
drone
söylenmek
{f} complain
söyle
mouth

If you don't have anything nice to say, keep your mouth shut. - Söyleyecek güzel bir şeyin yoksa ağzını kapalı tut.

He opened his mouth as if to speak, but didn't say anything. - Konuşacakmış gibi ağzını açtı ama hiçbir şey söylemedi.

söyle
apprise
söyle
told#to
söyle
spit it out
söyle
toldto
söylenmek
be said
söylenmek
snarl at
söylenmek
fret and fume
söylenmek
{f} repine
söylenmek
make a noise
söylenmek
to be rumored, be bruited about
söylenmek
{f} chide
söylenmek
to be said; to be pronounced; to grumble, to mutter, to grouse
söylenmek
fret
söylenmek
to mutter to oneself, grumble
söylenmek
to be said, be spoken, be uttered
Türkçe - Türkçe
Söylenmek işi
Söylenmek
söylenilmek
söylenmek
Söyleme işi yapılmak: "Suçluların ikisini de sağ bırakmayacağı söylenmekteydi."- H. R. Gürpınar. Çıkışmak, azarlamak, eleştirmek, sızlanmak: "Benim kırdığımı anlayınca bana söylenmeye başladı."- M. Ş. Esendal
söylenmek
Çıkışmak, azarlamak, eleştirmek, sızlanmak
söylenmek
Söylemek işi yapılmak
söylenme