O ayrıca Çince öğrenimi yapıyor.
- He studies Chinese as well.
Ona sadece tavsiye vermedim ayrıca bir bisiklet de verdim.
- I didn't only give him advice, but a bicycle as well.
Bu gelişme aynı zamanda kimya sanayi üzerinde de gittikçe daha büyük bir gölge düşürüyor.
- This development is casting a larger and larger shadow over the chemical industry as well.
Ölüm hiçbir şeydir. Onun yerine yaşayarak başla - sadece daha zor değil fakat aynı zamanda daha uzundur.
- Dying's nothing. Start instead by living - not only is it harder, but it's longer as well.
Keşke hala eskiden olduğu gibi yüzebilsem.
- I wish I could still swim as well as I used to.
Kimse bunu benim yapabildiğim kadar iyi yapamaz, Tom bile.
- Nobody can do that as well as I can, not even Tom.
Kimse bunu benim kadar iyi yapamaz, Tom bile
- Nobody can do that as well as me, not even Tom.
Ne var ki aksi de her zaman doğrudur.
- And yet, the contrary is always true as well.
Bana hem nasihat hem de para verdi.
- He gave me money as well as advice.
Onlar hem zenginlerdi hem de mutlulardı.
- They were rich as well as happy.
O zeki olmakla birlikte güzeldi.
- She was intelligent as well as beautiful.
Her şahıs tek başına veya başkalarıyla birlikte mal ve mülk sahibi olma hakkına sahiptir.
- Everyone has the right to own property alone as well as in association with others.
O her iki eliyle yazabilir.
- He can write with either hand.
Ben her iki kitabı okumadım.
- I haven't read either book.
Şapkaların hiçbirinden hoşlanmıyorum.
- I don't like either hat.
İkizlerin hiçbirini tanımıyorum.
- I don't know either twin.
Televizyon izleyicileri eğlendirmesinin yanı sıra onları aydınlatır.
- Television enlightens the viewers as well as entertains them.
Müziğin yanı sıra o sporları da sever.
- He likes sports as well as music.
Linda Meg kadar iyi dans edebilir.
- Linda can dance as well as Meg.
Zenginlerin fakirler kadar sorunları vardır.
- The rich have troubles as well as the poor.
Linda Meg kadar iyi dans edebilir.
- Linda can dance as well as Meg.
Tom kardeşi kadar iyi kayak yapabilir.
- Tom can ski as well as his brother.
Çek miktarını hem rakamla hem de harflerle yazın.
- Write the amount on the check in letters as well as figures.
O hem Fransızca hem de İngilizce konuşuyor.
- He speaks French as well as English.
Küreselleşmenin pozitif olduğu kadar negatif etkilerinin de olduğunu düşünüyorum.
- I think that globalization has negative effects as well as positive.
Zengin olduğu kadar yakışıklı da.
- He is handsome as well as rich.
O zeki olmakla birlikte güzeldi.
- She was intelligent as well as beautiful.
Bu benim değil. Benim de değil.
- This isn't mine. It's not mine either.
O, sporların düşkünü değildir, ben de değilim.
- He is not fond of sports, and I am not either.
Keşke hala eskiden olduğu gibi yüzebilsem.
- I wish I could still swim as well as I used to.
Bunların ikisinden birine sahip olabilirsiniz, fakat ikisine birden değil.
- You can have either of these, but not both.
İkisinden biri gitmeli.
- Either of the two must go.
İki kızın her birini tanıyor musun?
- Do you know either of the two girls?
İki eski âşık arkadaş kalabiliyorsa, ya onlar hâlâ aşıktır ya da hiç olmadılar.
- If two past lovers can remain friends, it's either because they are still in love, or they never were.
Ben, onlardan herhangi birini sevmiyorum.
- I don't like either of them.
Bardaklardan herhangi birini alabilirsin.
- You may take either of the glasses.
İki kızın her birini tanıyor musun?
- Do you know either of the two girls?
They might as well walk as drive in this traffic.
Wearing his hat and coat, he looked outside and decided he should take an umbrella, as well.
I may as well have a look.
As well as the obvious financial benefits, the merger will allow us some breathing room with regards to R&D.;.
The moon as well as the stars were shining down on them.
There should indifferently follow all the same consequences to an hair, aswell in one Hypothesis as in the other.
... Well, his name was Edward Teller, father of the hydrogen bomb. But, hey, that's another ...
... try there, try there, which worked really well. ...