kanunsuz

listen to the pronunciation of kanunsuz
Türkçe - İngilizce
{s} unlawful
{s} illegal
unlawful, illegal
lawless
illicit
iniquitous
illegal, unlawful, lawless, illegitimate, illicit
(Konuşma Dili) lawless person
undue
disorderly
illegitimate
(Kanun) contrary to law
shady
kanun
code

You must know the highway code. - Karayolları trafik kanununu bilmelisin.

The Code of Hammurabi is one of the world's most ancient legal codes. - Hammurabi kanunu dünyanın en eski yasal kanunlarından biridir.

kanun
statute
kanun
law

The new tax law is full of loopholes. - Yeni vergi kanunu boşluklarla dolu.

He feels this new law will restrict his freedom. - Bu yeni kanunun, özgürlüğünü kısıtlayacağını hissediyor.

kanunsuz davranış
caper
kanunsuz kazanç
loot
kanunsuz kazanç
rake off
kanunsuz olarak kazanmak
syphon off
kanunsuz olarak kazanmak
siphon off
kanunsuz satmak
flog
kanunsuz yoldan para kazanmak
rake off
kanun
(Kanun) legislation
kanun
{i} rule

Germany is not ruled by the law of the jungle, but by the rule of law. - Almanya orman kanunu ile yönetilmez ama hukukun üstünlüğü ile yönetilir.

kanun
{i} act

According to Newton's Third Law of Motion Every action has an equal and opposite reaction. - Newton'un üçüncü hareket kanununa göre her eylemin eşit ve zıt tepkisi vardır.

Go to work, send your kids to school. Follow fashion, act normal, walk on the pavements, watch TV. Save for your old age. Obey the law. Repeat with me: I am free. - İşe git, çocuklarını okula gönder. Modayı takip et, normal hareket et, kaldırımda yürü, televizyon izle. Yaşlılığın için para biriktir. Kanunlara uy. Benimle birlikte tekrarla: Ben özgürüm.

kanun
parliamentary act
kanun
(Kanun) canon law
kanun
lege
kanun
(Muzik) zither
kanun
(Kanun) statute law
kanun
enact

Today a law was enacted which allows abortion. - Bugün kürtaja geçit veren bir kanun çıktı.

kanun
(Latin) lex
kanun
regulate
kanun
ordonnance
kanun
enactment
hükümet onayıyla işlenmiş kanunsuz eylem
act of state
kanun
enaction
kanun
(Hukuk) act, code, law
kanun
azither-like instrument with seventy-two strings
kanun
act of congress
kanun
law, act, rule; zither
kanun
canon
kanun
act of parliament
Türkçe - Türkçe
Yasaya aykırı: "Kanunsuz bir grev barikatında ilk kurşun senin alnına çarpar."- Ç. Altan
Yasası olmayan, yasasız: "Yeni kanunu anlamak, dinlemek için önce kanunsuz olmak lazımdır."- S. F. Abasıyanık
Yasaya aykırı
Yasası olmayan, yasasız
Kanun
(Osmanlı Dönemi) DESTUR
kanun
Dikdörtgen biçiminde, bir köşesi kesik, yassı bir sandık üzerine gerilmiş tellerden oluşan, tırnak adı verilen çalgıçlarla çalınan ince saz çalgısı
KANUN
(Osmanlı Dönemi) Kaziye-i külliye. Kâinatta Allah'ın koyduğu değişmez nizam
KANUN
(Osmanlı Dönemi) (C.: Kavânin) Herkesin uyması için devletin teşri kuvveti tarafından konulan her türlü meşru nizam, kaide, emir, nehiy ve yasaklar
Kanun
yasa

Kanun, reşit olmayanların sigara içmesini yasaklıyor. - Kanun, yaşı küçük olanların sigara içmesini yasaklıyor.

Bu yasayı ıslah etmeliyiz. - Bu kanunu düzeltmeliyiz.

Kanun
(Osmanlı Dönemi) FİHRİS
KÂNUN
(Osmanlı Dönemi) Sakil, ağır adam
KÂNUN
(Osmanlı Dönemi) Kış mevsimi
KÂNUN
(Osmanlı Dönemi) Ocak. Ateş yanan yer. Zaman
KÂNUN
(Osmanlı Dönemi) Kış mevsiminin ilk iki ayı
KÂNUN
(Osmanlı Dönemi) Mangal. Soba
kanun
Geçerli olan kural: "Dünyanın en büyük kanunu, nefsini müdafaa ve muhafaza etmek için karnını doyurmaktır."- A. Ş. Hisar
kânun
(Osmanlı Dönemi) hukuk, yasa
kânun
(Osmanlı Dönemi) namus
kanunsuz