kalkışma

listen to the pronunciation of kalkışma
Türkçe - İngilizce
{i} attempt

Don't attempt to steal other people's belongings! - Diğer insanların eşyalarını çalmaya kalkışma!

Tom didn't even attempt to help Mary. - Tom bile Mary'ye yardım etmeye kalkışmadı.

try
bid
kalkış
departure

The train's departure will be delayed. - Trenin kalkışı ertelenecek.

He got ready for departure. - O, kalkış için hazırlandı.

kalkışmak
attempt
kalkış
departure; takeoff, lift-off
kalkış
(Havacılık) airborne
kalkış
start

They were waiting for the signal to start. - Onlar kalkış sinyalini bekliyorlardı.

kalkışmak
presume
kalkış
takeoff

Please fasten your seat belt during takeoff and landing. - Lütfen kalkış ve iniş sırasında emniyet kemerinizi bağlayın.

The airplane is ready for takeoff. - Uçak kalkış için hazır.

kalkışmak
dare
kalkışmak
commit
kalkış
liftoff
kalkış
lift-off
kalkış
take off

I like watching planes take off. - Uçakların kalkışını izlemeyi severim.

Tom watched the helicopter take off. - Top helikopterin kalkışını izledi.

kalkış
rising; manner of rising
kalkışmak
embark
kalkışmak
essay
kalkışmak
have a stab at
kalkışmak
set off
kalkışmak
{f} assay
kalkışmak
to try to (do something that is beyond one's power or outside one's authority)
kalkışmak
engage in
kalkışmak
to attempt, to try, to dare
sakın kalkışma
don't you dare to
kalkışma