Tom had reasons to be angry.
- Tom'un kızmak için nedenleri vardı.
Tom had every right to be angry.
- Tom kızmakta haklıydı.
There's no reason to get angry.
- Kızmak için hiçbir neden yok.
That's no reason to get angry.
- Kızmak için neden yok.
There's no reason to get angry.
- Kızmak için hiçbir neden yok.
Mary, come down. It is harmful to get angry.
- Mary, sakin ol. Kızmak zararlıdır.
Betty is a pretty girl, isn't she?
- Betty güzel bir kızdır, değil mi?
I sometimes wonder if I am a girl.
- Bazen bir kız mıyım diye merak ediyorum.
He looks like the yellow angry bird.
- O sarı kızgın kuş gibi görünüyor.
This little girl let the birds escape.
- Bu küçük kız kuşların kaçmasına izin verdi.
He was impatient to see his daughter.
- Kızını görmek için çok sabırsızdı.
I'm Helen Cartwright's daughter.
- Ben, Helen Cartwright'ın kızıyım.
That girl who has long hair is Judy.
- Uzun saçlı o kız Judy'dir.
That girl whose hair is long is Judy.
- Saçı uzun olan kız Judy.
The girls wore grass skirts and had flowers around their necks.
- Kızlar çim etekler giyiyordu ve boyunlarında çiçekler vardı.
Mary was the only girl wearing a skirt.
- Mary etek giyen tek kızdı.
There was once upon a time an old Queen whose husband had been dead for many years, and she had a beautiful daughter.
- Biz zamanlar kocası yıllar önce ölmüş olan yaşlı bir kraliçe vardı ve onun da güzel bir kızı vardı.
I've got a queen of hearts.
- Benim bir kupa kızım var.
There was enormous resentment over high taxes.
- Yüksek vergiler hakkında büyük bir kızgınlık vardı.
I resent the way he treated me.
- Onun bana davranma şekline kızıyorum.
I want to marry a virgin girl.
- Bakire bir kızla evlenmek istiyorum.
Most virgins have an intact hymen.
- Çoğu bakirenin sağlam bir kızlık zarı vardır.
I sometimes wonder if I am a girl.
- Bazen bir kız mıyım diye merak ediyorum.
He married a Canadian girl.
- O, Kanadalı bir kızla evlendi.
Tom bought a bucket of extra-spicy fried chicken and a container of coleslaw.
- Tom bir ekstra-baharat kovası, kızarmış piliç ve bir konteyner lahana salatası ısmarladı.
I like roast chicken.
- Fırında kızartılmış tavuğu severim.
Since 1990, eleven female students received the award.
- 1990'dan beri on bir kız öğrenci ödül aldı.
Tom has a lot female friends.
- Tom'un çok sayıda kız arkadaşı var.
The mother missed her daughter who was away at college.
- Anne üniversitedeki kızını özledi.
In November of 1996, Mars Global Surveyor began a 10 month mission to the Red Planet.
- Mars Global Surveyor Kasım 1996'da kızıl gezegene olan 10 aylık bir göreve başladı.
The beautiful maiden sat on the top of the rock and combed her golden hair in the sunshine.
- Güzel genç kız kayanın tepesine oturdu ve güneşte altın rengi saçlarını taradı.
What's your mother's maiden name?
- Annenin kızlık soyadı nedir?
What's your wife's maiden name?
- Karınızın kızlık soyadı nedir?
What's your mother's maiden name?
- Annenin kızlık soyadı nedir?
Tom loves fried chicken.
- Tom, kızarmış tavuk seviyor.
Tom bought a bucket of extra-spicy fried chicken and a container of coleslaw.
- Tom bir ekstra-baharat kovası, kızarmış piliç ve bir konteyner lahana salatası ısmarladı.
Tom gave his daughter a stuffed bunny.
- Tom kızına bir doldurulmuş tavşan verdi.
Mary wore bunny slippers.
- Mary kız terlikleri giydi.
Jill is the only girl in our club.
- Jill Kulübümüzde tek kız.
You have no cause for anger.
- Kızmak için nedenin yok.