O her zaman iş arkadaşlarından izole edilmiştir.
- He is always isolated from his fellow workers.
Bu artık izole bir sorun değil.
- This is no longer an isolated problem.
Benim evim çok yalıtılmış.
- My house is very insulated.
Ben iyi bir kalite, yalıtılmış bodrum penceresi satın almak istiyorum.
- I want to buy a good quality, insulated basement window.
Biz sorunu izole ettik.
- We've isolated the problem.
Onun antisosyal davranışları, onu izole etti.
- His antisocial behavior isolated him.
Hiçbir ulus diğerlerinden tamamen ayrılmış olamaz.
- No nation can exist completely isolated from others.
Leyla ailesi tarafından, özellikle de annesi tarafından sosyal olarak soyutlanmıştı.
- Layla was socially isolated by her parents, especially her mother.
Tom arkadaş çevresinden gitgide soyutlanmıştı.
- Tom was increasingly isolated of his circle of friends.