hükmünce

listen to the pronunciation of hükmünce
Türkçe - İngilizce
(Politika, Siyaset) by virtue
hüküm
provision
hüküm
ruling
hüküm
{i} sentence

What is the most powerful sentence in the world? - Dünyada en güçlü hüküm nedir?

Sami was convicted of murder and sentenced to death. - Sami cinayetten hüküm giydi ve ölüm cezasına çarptırıldı.

hüküm
verdict

A verdict and a sentence are different things. - Yargı ve hüküm farklı şeylerdir.

The verdict is something only a jury can decide. - Hüküm sadece jüri tarafından karar verilebilen bir şeydir.

hüküm
government

The government must make fundamental changes. - Hükümet temel değişiklikler yapmalı.

A government suffers from civil affairs. - Hükümet sivil ilişkilerden zarar görüyor.

hüküm
statute
hüküm
{i} judgement

Only about 15 per cent of people with autism are in the workforce, mainly because people are so judgemental about them. - Otistik insanların yalnızca yaklaşık yüzde 15'i işgücündedir, başlıca nedeni insanların onlar hakkındaki büyük peşin hükümleridir.

hüküm
(Kanun) judicial sentence
hüküm
(Latin) sententia
hüküm
provisions
hüküm
edict
hüküm
ascendancy
hüküm
sentencing
hüküm
domination
hüküm
condition
hüküm
effect

His speech was an effective apology for the Government's policies. - Onun konuşması Hükümetin politikalarıyla ilgili etkili bir özürdü.

hüküm
(Ticaret) possession
hüküm
sentential
hüküm
(Latin) clausula
hüküm
command
hüküm
ordinance
hüküm
force

My impression of this government is that they need a more forceful economic policy, otherwise they'll encounter large problems in the future. - Benim bu hükümet hakkındaki izlenimim onların daha güçlü bir ekonomik politikaya ihtiyaçları olduğu, aksi takdirde gelecekte büyük sorunlarla karşılaşacaklarıdır.

hüküm
dictum
hüküm
predication
hüküm
adjudication
hüküm
judgment

Don't pass judgment too quickly. - Çok hızlı hüküm vermeyin.

Thinking is difficult, and therefore many people only pass judgment. - Düşünmek zordur ve bu yüzden birçok insan sadece hüküm verir.

hüküm
decree
hüküm
arbitrament
hüküm
dominion
hüküm
mastership
hüküm
fiat
hüküm
{i} operation
hüküm
conclusion

I'm sorry I jumped to conclusions. - Üzgünüm anlamadan hüküm verdim.

We shouldn't jump to conclusions. - Anlamadan hüküm vermemeliyiz.

hüküm
ruled for
hüküm
{i} proviso
hüküm
dicta
hüküm
{i} rule

He was the ruler of the Inca Empire. - İnka İmparatorluğunun hükümdarı idi.

The peasants rose up in rebellion against the ruler. - Köylüler hükümdara karşı ayaklandılar.

hüküm
{i} authority
hüküm
{i} decision

There's growing anger over the government's decision. - Hükümetin kararı üzerine büyüyen öfke var.

Students have been protesting against the government's decision. - Öğrenciler hükümetin kararına karşı protesto yapıyorlar.

hüküm
judg(e)ment
hüküm
{i} deliverance
hüküm
{i} award
hüküm
{i} assize
hüküm
power

Some people think the government has way too much power. - Bazı insanlar hükümetin oldukça çok fazla gücünün olduğunu düşünüyor.

I know some powerful people in the government. - Hükümette bazı güçlü insanlar tanıyorum.

hüküm
ascendantent
hüküm
force, grip, hold
hüküm
mastery
hüküm
decision, sentence, decree, judgment
hüküm
(Hukuk) judgment, provision, ruling, assessment, decision, conclusion
hüküm
estimate
hüküm
doom
hüküm
legality, authority, validity
hüküm
rule, authority; command, edict; judgement, verdict; sentence, decree, judicial sentence/decision; government; effect, influence; importance; provision, condition
hüküm
sovereignty, sway, jurisdiction
hüküm
importance, effect, influence
hüküm
assumption, opinion, thought
hüküm
judgement [Brit.]
Türkçe - Türkçe

hükmünce teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

Hüküm
(Osmanlı Dönemi) FETTE
hüküm
Karar
hüküm
Yargı: "Hükmü doğru ve pek de yerinde olamazdı."- F. R. Atay
hüküm
Egemenlik, hâkimiyet
hüküm
Yargı
hüküm
Önem, geçerlilik
hüküm
Değer, aynı veya benzer nitelik
hüküm
Değer, aynı veya benzer nitelik: "Kocabaş Kazasker, gerçekten Sultan Mahmut'un gözbebeği hükmündeymiş."- R. N. Güntekin. Önem, geçerlilik
hüküm
Etki, hız, şiddet
hükmünce