The rose is a flower and the dove is a bird.
- Gül bir çiçektir ve güvercin bir kuştur.
The gardener planted a rose tree in the middle of the garden.
- Bahçıvan bahçenin ortasına bir gül ağacı dikti.
You didn't even say goodbye.
- Güle güle bile demedin.
Goodbye. I'll see you at the time we agreed on.
- Güle güle. Üzerinde anlaştığımız zamanda görüşürüz.
Goodbye. I'll see you at the time we agreed on.
- Güle güle. Üzerinde anlaştığımız zamanda görüşürüz.
Goodbye and good luck.
- Güle güle ve iyi şanslar.
It is rude to laugh at others.
- Diğerlerine gülmek kabalıktır.
Your new friends may laugh at some of the things you do.
- Yeni arkadaşlarınız yaptığınız bazı şeylere gülebilirler.
I could hardly resist laughing.
- Gülmeye karşı koyamadım.
I could not help laughing when I saw him.
- Onu gördüğümde gülmekten kendimi alamadım.
I don't know whether to cry or to laugh.
- Ağlasam mı yoksa gülsem mi bilmiyorum.
Speak of the next year, and the devil will laugh.
- Gelecek yıldan bahsedersen şeytan güler.