faydasız

listen to the pronunciation of faydasız
Türkçe - İngilizce
{s} vain
{s} useless

It's useless to translate things that people don't want to say. - İnsanların söylemek istemediği şeyleri tercüme etmek faydasızdır.

The information was quite useless. - Bilgi oldukça faydasızdı.

barren
inefficacious
unobliging
unprofitable
nugatory
void
useless; vain, of no use
no good
bootless
profitless
ineffectual
unusable
useless, of no use, futile, vain
fruitless
unavailing
it's no go
futile

When it comes to chocolate, resistance is futile. - Çikolata söz konusu olduğunda direnç faydasızdır.

of no use

His advice is of no use. - Onun tavsiyesi faydasız.

sterile
inutile
abortive
good for nothing
thankless
otiose
it's no use
ineffective
fayda
benefit

The new road will benefit the people living in the hills. - Yeni yolun tepede yaşayan insanlara faydası olacaktır.

This article analyzes both the benefits and the drawbacks of reducing military spending. - Bu makale hem askeri harcamaları azaltmanın sakıncalarını hem de faydalarını analiz eder.

fayda
advantage

He saw no advantage in waiting any longer. - Daha fazla beklemekte bir fayda görmüyordu.

She took full advantage of the opportunity. - Fırsattan tam olarak faydalandı.

fayda
{i} profit

A wise person profits by his mistakes. - Akıllı bir kişi hatalarından faydalanır.

faydasız kimse
dead wood
faydasız süs
frills
fayda
utility
fayda
{i} use

The information presented in Kelly's paper on color coordination is seen to be of use in building up an alternative theory. - Renk koordinasyonu ile ilgili Kelly'nin raporunda sunulan bilginin alternatif bir teori oluşturmada faydalı olacağı anlaşilmaktadır.

It is no use asking for her help. - Onun yardımını istemenin faydası yok.

fayda
effectuality
fayda
virtue
fayda
compensation
fayda
good

Is eating fish good for you? - Sizin için balık yemek faydalı mı?

It's good for your health to get up early in the morning. - Sabah erken kalkmak sağlığın için faydalıdır.

fayda
interest
fayda
(Latin) utilitas
fayda
serviceableness
fayda
usefulness
fayda
behoof
fayda
efficacy
fayda
gain

Ill-gotten gains never benefit anyone. - Haksız kazançların kimseye faydası olmaz.

fayda
profitability
fayda
use, utility, value, benefit, advantage
fayda
handiness
fayda
{i} service
fayda
avail

He availed himself of the 'off-and-on' holidays to visit his native country. - Doğduğu ülkeyi ziyaret etmek için ara sıra tatillerden faydalandı.

fayda
stead
fayda
(Hukuk) advantage, benefit
fayda
grist
Türkçe - Türkçe
Yararsız: "Bir aralık evden savuşmak da aklına geldi ama faydasız buldu."- M. Ş. Esendal
Yararsız
(Osmanlı Dönemi) BATTAL
fayda
Yarar, kâr: "Bunların faydasından geçtik, zararlarını görmeyelim."- M. Ş. Esendal
fayda
(Osmanlı Dönemi) menfaat
Fayda
(Osmanlı Dönemi) MİNVAL
fayda
Yarar, kâr
fayda
(Osmanlı Dönemi) fâide
faydasız