Yeterli tinerimiz olduğunu sanmıyorum.
- I don't think we have enough paint thinner.
Tinere ihtiyacımız var.
- We need paint thinner.
O her gün daha ince görünüyordu.
- He appeared thinner every day.
Yeni telefonum eskisinden daha ince.
- My new phone is thinner than my old phone.
Bu iplik insan saçından daha incedir.
- This thread is thinner than a human hair.
Kameri ayın ikinci yarısı boyunca ay her gece incelir. Biz buna küçülme diyoruz.
- During the second half of the lunar month, the Moon grows thinner each night. We call this waning.
Tom oldukça çok yemesine rağmen zayıf kalabiliyor gibi görünüyor.
- Tom seems to be able to stay thin even though he eats quite a bit.
Tom Mary'nin nasıl zayıf kaldığını bilmediğini söylüyor.
- Tom says he doesn't know how Mary stays so thin.
Eti ince dilimler halinde kesin.
- Cut the meat into thin slices.
Fiber-optik kablolar insan kılları kadar ince minik cam elyafından oluşur.
- Fiber-optic cables are made up of tiny glass fibers which are as thin as human hairs.
Düşündüğün kadar güçsüz değilim.
- I'm not as weak as you think I am.
İnsanların senin güçsüz olduğunu düşünmesini istiyor musun?
- Do you want people to think you're weak?
Kadınlar üzerinde zayıflamak için çok baskı var.
- There is a lot of pressure on women to be thin.
Birçok erkek de zayıflamak istiyor.
- Many men want to be thin, too.
Senin bu iş planı neredeyse çok iyimser görünüyor. Bütün söyleyebileceğim onun bir boş hayalden daha fazlası olduğunu ummamdır.
- This business plan of yours seems almost too optimistic. All I can say is I hope it's more than just wishful thinking.
Sizce ben zamanımı boşa harcıyor muyum?
- Do you think I'm wasting my time?
Tom asla hatalı olduğunu kabul etmez, çünkü onun bir zayıflık işareti olduğunu düşünür.
- Tom never admits that he's wrong, because he thinks that's a sign of weakness.
Tom bu ilacı alırsa soğuk algınlığından kurtulabileceğini söylüyor.
- Tom thinks he can get rid of his cold if he takes this medicine.
Soğuk algınlığına yakalanmış olabileceğimi düşünüyorum.
- I think I might've caught a cold.
Onların cansız olduklarını düşünüyor musun?
- Do you think they're dead?
Sanırım bizi hafife alıyorsun.
- I think you underestimate us.
Sanırım beni hafife alıyorsun.
- I think you underestimate me.
Tom zayıf ve sıska arasındaki farkı bilmiyor.
- Tom doesn't know the difference between thin and scrawny.
Tom aşırı derecede sıskaydı.
- Tom was painfully thin.
Eskiden bu gömlek sana çok yakışırdı ama sanırım kurutma makinesinde çekmiş.
- That shirt used to look really nice on you, but I think it shrank in the dryer.
Hava çok iyi, kuruması için çamaşırlarımı dışarıya asmayı düşünüyorum.
- The weather's so good I think I'll hang the laundry out to dry.
Ekmeği incecik dilimle.
- Slice the bread very thinly.
Bu bütün bir şey sudan bir mazeretti.
- This whole thing was a lame excuse.
Su her şeyin anasıdır; her şey sudan gelir, ve suya döner.
- Water is the principle of all things; all comes from water, and to water all returns.
Tom'un verimsiz olduğunu düşünüyorum.
- I think Tom is inefficient.
Tom seyrek şarkı söyler ama sanırım bu gece söyleyecek.
- Tom seldom sings, but I think he will tonight.
Yeterli tinerimiz olduğunu sanmıyorum.
- I don't think we have enough paint thinner.
Tinere ihtiyacımız var.
- We need paint thinner.
Turpentine or mineral spirits can be used as a thinner for oil based paints.
thin person.
thin covering.
thin string.
... the lighter, thinner, substance oozing from the ground along with it ...
... It's really slick. It's thinner and lighter than you'd ever imagine. ...