tesadüfler

listen to the pronunciation of tesadüfler
Turkish - English

Definition of tesadüfler in Turkish English dictionary

tesadüf
coincidence

It was sheer coincidence that Mary and I were on the same train. - Mary ve benim aynı trende olmamız, tamamen bir tesadüftü.

I think it is a mere coincidence. - Sanırım o sadece bir tesadüf.

tesadüf
hap

When I was in New York, I happened to meet my old friend. - Ben New York'ta iken, tesadüfen eski arkadaşımla karşılaştım.

It happened that I saw my teacher at the station. - Tesadüfen istasyonda öğretmenimi gördüm.

tesadüf
incidence
tesadüf
chance meeting
tesadüf
incident
tesadüf
fortuitousness
tesadüf
casualness
tesadüf
haphazardness
tesadüf
haphazard
tesadüf
{i} accident

The war didn't break out by accident. - Savaş tesadüfen patlak vermedi.

I only found out about it purely by accident. - Ben onun hakkında tamamen tesadüfen öğrendim.

tesadüf
{i} happenstance
tesadüf
{i} chance

I met her by chance at a restaurant yesterday. - Dün bir restoranda onunla tesadüfen tanıştım.

By chance, I met your brother on the street. - Tesadüfen, caddede senin erkek kardeşine rastladım.

tesadüf
{s} fluky
tesadüf
{i} encounter
tesadüf
fluke

I thought it was a fluke. - Ben onun bir tesadüf olduğunu düşündüm.

Maybe it was just a fluke. - Belki de bu sadece bir tesadüftü.

tesadüf
{s} flukey
tesadüf
{i} contingency
tesadüf
fortune
tesadüf
chance event, chance meeting; coincidence, accident
tesadüf
{i} fortuity
tesadüf
conjunction
tesadüf
chance event, accident, happenstance; a chance meeting, an accidental encounter; coincidence
tesadüf
chance, hazard (personified or treated as an agency)
Turkish - Turkish
(Osmanlı Dönemi) A'RAZ
TESADÜF
(Osmanlı Dönemi) Rastgelme. Bir şey kendiliğinden olma. Tedbirsiz meydana gelme. Bak: Delil-i inayet
TESADÜF
(Hukuk) Rastlantı
Tesadüf
rast
tesadüf
Rastlantı, rast geliş
tesadüf
Yalnız ihtimallere bağlı olduğu düşünülen olayların kesin olmayan, değişebilen sebebi
tesadüf
(Osmanlı Dönemi) rastlantı, rastgele olmak
tesadüf
Yalnız ihtimallere bağlı olduğu düşünülen olayların kesin olmayan, değişebilen sebebi: "Öyle bir tesadüf olsa ki, bir saatçik şu doktorla oturup konuşabilse!"- M. Ş. Esendal
tesadüfler
Favorites