sakin sakin

listen to the pronunciation of sakin sakin
Turkish - English
leisurely
equably
sakin
habitant
sakin
resident

Tom and Mary are longtime residents. - Tom ve Mary uzun süreli sakinlerdir.

Local residents are in a state of shock. - Yerel sakinler şok içinde.

sakin
calm

In situations like these, it's best to remain calm. - Bu gibi durumlarda sakin kalmak en iyisidir.

He remains calm in the face of danger. - O, tehlike karşısında sakin kalır.

sakin
quiet

I would like to live in the quiet country. - Sakin bir ülkede yaşamak istiyorum.

The two sisters lived very quietly. - İki kız kardeş çok sakince yaşadılar.

sakin
tranquil

Mary needs to be tranquilised. - Mary'nin sakinleşmesi gerek.

Tom was hit by a tranquilizer dart. - Tom sakinleştirici bir dart tarafından vuruldu.

sakin
cool

Calm down and be cool. - Sakin ol ve rahat ol.

Mike always stays cool. - Mike her zaman sakin kalır.

sakin
even-tempered
sakin
emotionless
sakin bir biçimde
quietly
sakin ol
be cool

He's trying to be cool. - Sakin olmaya çalışıyor.

Calm down and be cool. - Sakin ol ve rahat ol.

sakin olmak
calm down

I closed my eyes to calm down. - Sakin olmak için gözlerimi kapattım.

You have to calm down. - Sakin olmak zorundasın.

sakin
composed

Tom tried to stay composed. - Tom sakin kalmaya çalıştı.

sakin
citizen

I am also a citizen of Tokyo. - Ben de bir Tokyo sakiniyim.

I am a citizen of Chiba, but work in Tokyo. - Ben Chiba sakiniyim ama Tokyo'da çalışıyorum.

sakin
untroubled
sakin
unruffled
sakin
(Askeri) clam
sakin
uneventful
sakin
steady
sakin
esay
sakin
philosophical
sakin
soft
sakin
static
sakin
(Meteoroloji) lull
sakin
equable
sakin
canny
sakin
inhabiter
sakin
unmoved
sakin
phlegmatic
sakin
denizen
sakin
ataraxic
sakin
statical
sakin
shacker
sakin
restrained
sakin
tranquilizing
sakin
taciturn

Mary's partner is a taciturn person. - Mary'nin ortağı sakin bir kişidir.

sakin
occupier
sakin
unhurried
sakin
coolheaded
sakin
unperturbed
sakin
meek
sakin
collected

Fadil was amazingly calm and collected after he had shot Rami. - Fadıl, Rami'yi vurduktan sonra inanılmaz biçimde sakin ve kendindeydi.

Tom's cool, calm, and collected, even under pressure. - Tom, baskı altındayken bile soğukkanlı, sakin ve aklı başında.

sakin
leisurely

Sami was enjoying a leisurely life. - Sami sakin bir hayattan zevk alıyordu.

sakin
sedentary
sakin
self-possessed
sakin
balmy
sakin
matter-of-fact
sakin
occupant

The police vehicle's armor plating saved the lives of its occupants. - Polis aracının zırh kaplaması apartman sakinlerinin hayatlarını kurtardı.

sakin
arcadia
sakin
douce
sakin
stilly
sakin
(deyim) as calm as a millpond
sakin
residentiary
sakin
phlegmatical
sakin
equanimity
sakin
imperturbate
sakin
easeful
sakin
sedated

I was heavily sedated. - Ağır şekilde sakinleşmiştim.

They have Tom sedated. - Onlar Tom'u sakinleştirdiler.

sakin kafayla
calmly
sakin kalmak
chill out
sakin meltem
(Askeri) moderate breeze
sakin ol
(Konuşma Dili) go easy
sakin olmak
settle down
sakin olmak
(deyim) keep one's head
yerleşik-sakin
(Meteoroloji) settled
durgun, sakin, hareketsiz
calm, quiet, still
sakin olun lütfen
please stay calm
sakin, kendi hâlinde yaşayan
residents, who live in their own state of
bayan sakin
inhabitress
sakin
indweller
sakin
airless
sakin
even tempered
sakin
peaceful

When Tom has trouble sleeping, he starts counting stoats. That quickly brings him into a peaceful mood, and he is fast asleep before he could count the stoats to fifty. - Tom'un uyumada problemi olduğunda, o kakımları saymaya başlar.O, onu çabucak sakin bir hale getirir. Ve o kakımları elliye kadar sayabilmeden önce derin uykuya dalar.

At night, this street is very peaceful. - Geceleyin bu sokak çok sakindir.

sakin
dispassionate
sakin
noiseless
sakin
imperturbable
sakin
smooth

The sea looks calm and smooth. - Deniz sakin ve yumuşak görünüyor.

sakin
equal
sakin
domicilled
sakin
even

Even a worm will turn. - En sakin bir insan bile bir noktada sinirlenir.

It was a calm winter evening. - Sakin bir kış akşamıydı.

sakin
dweller

For some dwellers of ancient China, antlers were probably among the most mysterious and beautiful things in the world. - Antik Çin'in bazı sakinleri için, boynuzlar muhtemelen dünyanın en gizemli ve güzel şeyleri arasındaydı.

sakin
calm, cool, placid, self-possessed, serene, imperturbate; quiet, taciturn; tranquil, peaceful, esay; inhabitant, dweller, resident, occupier, occupant sekene
sakin
inmate
sakin
comfortable

He observed this calmly, from a comfortable distance. - Bunu uygun bir uzaklıktan sakince gözlemledi.

sakin
in repose
sakin
inhabitant

Yesterday my brother went to Fukushima to help the inhabitants. I'm afraid that the radiation will increase. - Dün, kardeşim sakinlere yardım etmek için Fukushima'ya gitti. Korkarım ki radyasyon artacak.

The inhabitants of the island are friendly. - Adanın sakinleri cana yakındır.

sakin
composedly
sakin
hushed
sakin
cold

He jumped into the cold and calm waters of the gulf, and started to swim through the darkness. - O, körfezin soğuk ve sakin sularına atladı ve karanlığın içinden yüzmeye başladı.

sakin
philosophic
sakin
Pacific
sakin
(someone) who resides in or inhabits (a place)
sakin
peaceable
sakin
calm, tranquil, serene; still
sakin
halcyon
sakin
(a) resident; (an) inhabitant
sakin
local

Local residents are in a state of shock. - Yerel sakinler şok içinde.

She married a local boy. - O, yöre sakini bir çocukla evlendi.

sakin
laidback
sakin
still

Tom stood perfectly still. - Tom kusursuzca sakin durdu.

Tom sat very still on the couch. - Tom kanepede çok sakin oturdu.

sakin
nerveless
sakin
tenant
sakin bir biçimde
sedately
sakin bir şekilde
matter-of-factly
sakin bir şekilde
unperturbedly
sakin bir şekilde
impassively
sakin deniz
hyaline
sakin duramama
(Tıp) jactitation
sakin durmama
jactitation
sakin ol
steady on
sakin ol
keep your hair on
sakin ol
keep cool

Tom is trying to keep cool. - Tom sakin olmaya çalışıyor.

sakin ol
cool it
sakin ol
keep still
sakin olmak
keep one's temper
sakin olmak
keep cool
sakin olmak
keep still
sakin olmak
to calm down

Sami has to calm down. - Sami sakin olmak zorunda.

I closed my eyes to calm down. - Sakin olmak için gözlerimi kapattım.

sakin olun
cool it
sakin olun her şey yoluna girecek
Calm down everything will be OK
sakin olunuz
please calm down
sakin olurmusunuz
please calm down
sakin su yüzeyi
(Askeri) still-water level
sakin ve aklı başında
calm and collected
sessiz sakin
idyllic
sessiz sakin
restful
Turkish - Turkish
Heyecan, telâş, kızgınlık göstermeyen
Durgun, dingin olarak
uslu
sakin
Hareket etmeyen, kımıldamayan, durgun, dingin
SAKİN
(Osmanlı Dönemi) Hareketsiz, kendi hâlinde. Bir yerde oturan. Kararlı
SAKİN
(Osmanlı Dönemi) Gr: Harekesi olmayıp cezimli (sakin okunan) harf
sakin
Bir yerde oturan, sekene
sakin
Durgun, hareket etmeyen, kımıldamayan, dingin
sakin
Hindu'ların çok korktuğu dişi şeytanlara verilen ad
sakin
Sessiz
sakin
Bir yerde oturan: "Sakinleri Müslümanlardan ibaret olan semtte, bakkal dükkânı, günün her saatinde dolup boşalır."- S. Ayverdi
sakin
Huysuzluğu, rahatsızlığı azalmış veya geçmiş: "Sesi dinlediği müddetçe sakin ve uslu duruyordu."- Y. K. Karaosmanoğlu
sakin
Kimseyi rahatsız etmeyen, kızgınlık göstermeyen
sakin
Sessiz: "Dinlenmek için otelimizden daha sakinini bulacağınızı ummam."- S. F. Abasıyanık
sakin
Bir yerde oturanlar, sakinler
sakin
Huysuzluğu, rahatsızlığı azalmış veya geçmiş
sakin olmak
Sakin duruma gelmek
sakin olmak
Bir yerde yerleşmek, oturmak
sâkin
(Osmanlı Dönemi) bir yerde oturan
sakin sakin
Favorites