münasip

listen to the pronunciation of münasip
Turkish - English
{s} proper

That's not a proper thing to say. - O, söyleyecek münasip bir şey değil.

{s} suitable
apposite
pertinent
pat
fit, suitable, proper; advisable
decorous
tailormade
fit, suitable, proper, apt, appropriate
opportune; convenient
meet
congruous
agreeable
congruent
due to
decent
in point
worthy
comme il faut
conformable
seemly
felicitous
beseem
favorable
sufficient
due
apropos
amiss
apt
agree
commensurate
right
münasip bulmak/görmek
1. to think (something) proper, approve of (something); to consider (something) advisable. 2. to find (something) convenient or opportune
münasip görmek
to see fit, to approve
Turkish - Turkish
(Osmanlı Dönemi) uygun, denk
Beğenilen, hoşa giden, uygun: "Yaşta küçük amma boyda münasip / Sallanıyor bir fidanca dal gibi."- Dadaloğlu
Beğenilen, hoşa giden, uygun
Uygun, yerinde
Uygun, yerinde: "O şekilde yaşayacak olsam İstanbul daha münasiptir."- S. F. Abasıyanık
münasip
Favorites