in action

listen to the pronunciation of in action
English - Turkish
eylem halinde
eylem

Tom eylemde öldürüldü. - Tom was killed in action.

Eylemde en az altı yüz insan öldü. - At least six hundred men died in action.

(Askeri) MUHAREBEDE, SAVAŞ HALİNDE: Bir kıtanın düşmanla fiilen muharebede bulunması hali
working
{i} çalışma

Teklifimle ilgili patronumun yaptığı ağır eleştiriden sonra, burada çalışmayı ne kadar süre sürdürmek istediğimden emin değilim. - After the hatchet job my boss did on my proposal, I'm not sure how long I want to keep on working here.

O gerçekten şirin ve bu yüzden onunla çalışmayı seviyorum - He's really cute, and so I like working with him.

inaction
{i} hareketsizlik
inaction
eylemsizlik
working
çalıştırma

Makineleri çalıştırmaya devam etmeliyiz. - We have to keep the machines working.

working
çalış durumda olan
inaction
hareketsizlik faaliyetsizlik
working

Sen her ne zaman hazır olursan, ben işe başlamaya hazırım. - I'm ready to start working whenever you are.

Eğer gerçekten bir işe ihtiyacın varsa, niçin Tom için çalışmayı düşünmüyorsun? - If you really need a job, why don't you consider working for Tom?

working
çalışma jüyesi
working
işleyiş

Paranın bir hükmü kalmadığında sistemin tüm işleyişi durur. - When money ceases to have value, the entire system stops working.

inaction
tembellik
inaction
durgunluk
inaction
etkisizlik
inaction
inactivehareketsiz
inaction
inactivelyhareketsiz olarak
inaction
(Tıp) Uyarılara cevap verme hali, kayıtsızlık
inaction
inactivityhareketsizlik
inaction
atıl
inaction
atalet avarelik
inaction
avere olarak
working
{i} halletme

Şunu halletmek üzerine çalışıyoruz. - We're working on getting that done.

working
working class işçi sınıfı
working
{i} çaba
working
working conditions ç
working
{i} işleme tarzı
working
köpüren
working
(isim) çalışma, işleme, iş, işletme, üretme, halletme, çaba, mayalanma, kazı (maden)
working
{i} işleme
working
(sıfat) çalışan, işleyen, temel, yeterli, çalışma, iş
working
{i} işletme

İşletme mastırımı bitirme üzerinde çalışıyorum. - I'm working on finishing my MBA.

working
{s} çalışan

Tom şu anda onun için çalışan on kişiye sahip. - Tom currently has ten people working for him.

Freddy geçen ay mezarlıkta vardiyalı olarak çalışıyordu, bu yüzden normal saatlerde çalışan arkadaşlarından herhangi birini göremiyordu. - Freddy's been working the graveyard shift the past month, so he hasn't been able to see any of his friends who work normal hours.

working
{s} yeterli

Yeterli zamanım olduğundan emin olmak için deli gibi çalışıyorum. - I'm working like crazy to make sure I have enough time.

English - English
working

The steam engine in action was very impressive.

during combat

Many men were missing in action.

in the midst of carrying out an operation of some sort; while in a battle
inaction
Want of action or activity; forbearance from labor; idleness; rest; inertness
inaction
{i} inactive state; state of non-action; inactiveness; inertness
inaction
disapproval If you refer to someone's inaction, you disapprove of the fact that they are doing nothing. He is bitter about the inaction of the other political parties. the fact that someone is not doing anything
inaction
the state of being inactive
inaction
a state of no activity the state of being inactive
inaction
a state of no activity
in action

    Hyphenation

    in ac·tion

    Turkish pronunciation

    în äkşın

    Pronunciation

    /ən ˈaksʜən/ /ɪn ˈækʃən/

    Etymology

    [ 'in, &n, &n ] (preposition.) before 12th century. Middle English, from Old English; akin to Old High German in in, Latin in, Greek en.

    Videos

    ... Let's take a look at one of these ADK boards in action. ...
    ... North Dakota. What was his participation there? The administration brought a criminal action ...

    Word of the day

    ambrosia
Favorites