içermek

listen to the pronunciation of içermek
Turkish - English
contain

This dictionary contains about 40,000 headwords. - Bu sözlük yaklaşık 40.000 madde başı sözcük içermektedir.

The box contains a Mesopotamian statue. - Kutu bir Mezepotamya heykeli içermektedir.

include

Tom's duties include raking the leaves. - Tom'un görevleri yaprakları tırmıkla toplamayı içermektedir.

Foods rich in vitamin E include dark-green, leafy vegetables, beans, nuts and whole-grain cereals. - E vitamini bakımından zengin gıdalar koyu yeşil yapraklı sebzeler, fasulye, sert kabuklu yemişler ve tam taneli hububatları içermektedir.

comprise
involve
to include, to contain, to comprise, to cover, to involve, to embrace, to embody
enclose
encapsulate
incorporate
embody
count in
apply
take in
encapsule
take something in
feature
count
log. to imply
store
number
span
(Hukuk) cover, incorporate
imply
subsume
cover
incapsulate
inclose
implicate
to include, contain
apply to
embrace
carry
içermek (birini)
take someone in
içerme
including
içer
{f} included

The shopping list included a gallon of milk. - Alışveriş listesi bir galon süt içeriyordu.

The uncut version of the DVD only included one extra scene. - DVD'nin kesilmemiş versiyonu sadece bir tane ekstra sahne içeriyordu.

içer
involve

Parenthood involves totalitarianism. - Ebeveynlik totaliterliği içerir.

Japanese sci-fi, as in anime, involves their Buddhistic and Animistic spirituality. - Animelerde olduğu gibi Japon bilim-kurgusu onların Budist ve Animistik ruhsallığını içerir.

içer
contain

The suitcase contained nothing but dirty clothes. - Valiz kirli çamaşırlardan başka bir şey içermiyordu.

The dictionary contains about half a million words. - Sözlük, yaklaşık yarım milyon kelime içeriyor.

içer
include

Tom's duties include raking the leaves. - Tom'un görevleri yaprakları tırmıkla toplamayı içermektedir.

This amount includes tax. - Bu tutar vergi içermektedir.

içer
{f} involved
içer
comprise
içerme
{i} consisting of
içerme
{i} comprising
içerme
subsumption
içer
comprising

The Kalmar Union, comprising Sweden, Denmark and Norway, broke apart in 1523. - İsveç, Danimarka ve Norveç'i içeren Kalmar Birliği, 1523'te ayrıldı.

içerme
inclusion of
değerli maden içermek
assay
fosfatla içermek
phosphatize
hata içermek
contain error
içerme
containment
içerme
{i} inclusion
içerme
log. implication
içerme
implication
içerme
inclusion, containing
şiddet içermek
contain violence
Turkish - Turkish
İçine almak, içinde bulundurmak, ihtiva etmek
İçine almak, içinde bulundurmak, ihtiva etmek: "Yarım Adam adlı romanı ise kültür yoğunluğu içeren değerli bir denemedir."- H. Taner
Bir şey, başka bir şeyin varlığını gerektirmek, biri ötekini ister istemez düşündürmek, tazammun etmek
içerme
İçermek işi, tazammun, ihtiva
İçermek
tazammun etmek
içermek
Favorites