complaining

listen to the pronunciation of complaining
English - Turkish
şikayet ederek

Değiştiremediğin şeyler hakkında şikâyet ederek çok fazla zaman harcamaya çalışma. - Try not to spend so much time complaining about things you can't change.

Şikâyet ederek daha az üretken bir şey yaparak daha fazla zaman harcamalısın. - You should spend less time complaining and more time doing something productive.

şikayet etme

Şikâyet etmenin bir faydası yok. - It is no use complaining.

Havadan şikâyet etmen bir işe yaramaz. - It is no use complaining about the weather.

ağlama

Ağlamanın ve şikayet etmenin bir yararı yok. Sahip olduklarınla mutlu olmaya çalışın. - There's no use crying and complaining. Try to be content with what you have.

(Argo) nağme
{i} şikayet

O, her zaman bir şey hakkında şikâyet ediyor. - He's always complaining about something.

Onun sürekli şikâyet konuşması beni sinirlendirdi. - Her constant complaining speech irritated me.

{f} şikayet et

Karısı hakkında şikâyet etmeden asla benimle görüşmez. - He never sees me without complaining about his wife.

Şikâyet etmenin bir faydası yok. - It is no use complaining.

şikayet et(mek)
şikayet eden
{i} söylenme
sızlanan
sızlanma
complain
şikayet etmek

O, şikâyet etmekten başka bir şey yapmaz. - She does nothing but complain.

Onlar şikâyet etmekten başka bir şey yapmıyorlar. - They do nothing but complain.

complain
yakınmak

Yakınmak için hiçbir nedeni yok. - He has nothing to complain about.

Sami her şey hakkında yakınmaktan hoşlanır. - Sami likes to complain about everything.

complaining about
şikayet
complain
{f} şikâyetçi olmak

Tom işinden şikayetçi olmaktan başka hiçbir şey yapmadı. - Tom did nothing but complain about his job.

Şikayetçi olmak istiyorum. - I'd like to file a complaint.

complain
şikayette bulunmak

Tom yazılı olarak şikâyette bulunmak istiyor. - Tom wants to file a complaint.

Ben resmi bir şikayette bulunmak istiyorum. - I want to lodge a formal complaint.

complain
(fiil) şikâyet etmek, söylenmek, yakınmak, şikâyetçi olmak, sızlanmak; ihbar etmek; dava açmak
complain
ağlamak
complain
(Kanun) dava etmek
complain
nağme yapmak
complain
gık demek
complain
sızıldanmak
grumbling
şikayet ederek
grumbling
şikayet etme
complain
yakın

O her zaman öğretmeninden yakınır. - She always complains of her teacher.

Tom sırt ağrısından yakındı. - Tom complained that his back hurt.

grumbling
{i} şikayetçi
grumbling
mızmız
grumbling
{f} şikeyet et
grumbling
huysuz
complain
{f} ihbar etmek
complain
{f} sızlanmak

Mary sızlanmaksızın her şeyi kabul etti. - Mary accepted everything without complaining.

complain
şikayat
complain
{f} söylenmek
complain
şikayet

O, her zaman bir şey hakkında şikâyet ediyor. - He's always complaining about something.

Karısı hakkında şikâyet etmeden asla benimle görüşmez. - He never sees me without complaining about his wife.

complain
{f} dava açmak
grumbling
şikayet et(mek)
complain
complainant şikâyetçi
complain
şikayet et

Karısı hakkında şikâyet etmeden asla benimle görüşmez. - He never sees me without complaining about his wife.

Sana gece geç saatlerde Çellonu çalmamanı söyledim, fakat çaldın ve şimdi komşular şikâyet etti. - I told you not to play your cello late at night, but you did and now the neighbors have complained.

complain
{f} şikâyet etmek, yakınmak
complain
içini dökmek
complain
davacı
grumbling
{i} mırıldanma
grumbling
{i} homurdanma

Ben onun homurdanmasından bıktım. - I'm fed up with her grumbling.

grumbling
rahatsız
grumbling
{s} hoşnutsuz
grumbling
(Tıp) Garguyman: Barsaklarda meydana gelen gaz sebebiyle duyulan ses, gürültü
grumbling
{i} mırıltı
grumbling
{i} dırdır
grumbling
{s} homurdanan
grumbling
{i} mızırdanma
grumbling
(sıfat) homurdanan, huysuz, hoşnutsuz, şikâyetçi
grumbling
gürle/yakın
English - English
expressing pain or dissatisfaction of resentment; "a complaining wife"
Present participle of to complain
{i} expression of regret, expression of sorrow or injury
grumbling
plaining
complaining(a)
expressing pain or dissatisfaction of resentment; "a complaining wife
complain
To express feelings of pain, dissatisfaction, or resentment

Joe was always complaining about the video game.

complain
{v} to murmur, lament, bewail, accuse
Complain
(deyim) sing the blues
complain
If you complain of pain or illness, you say that you are feeling pain or feeling ill. He complained of a headache
complain
Also, to creak or squeak, as a timber or wheel
complain
{f} bellyache
complain
{f} find fault, express displeasure
complain
To make a formal accusation or bring a formal charge
complain
If you complain about a situation, you say that you are not satisfied with it. Miners have complained bitterly that the government did not fulfill their promises The American couple complained about the high cost of visiting Europe They are liable to face more mistreatment if they complain to the police People should complain when they consider an advert offensive `I do everything you ask of me,' he complained
complain
To make a formal accusation; to make a charge
complain
To lament; to bewail
complain
express complaints, discontent, displeasure, or unhappiness; "My mother complains all day"; "She has a lot to kick about"
complain
make a formal accusation; bring a formal charge; "The plaintiff's lawyer complained that he defendant had physically abused his client" express complaints, discontent, displeasure, or unhappiness; "My mother complains all day"; "She has a lot to kick about
complain
make a formal accusation; bring a formal charge; "The plaintiff's lawyer complained that he defendant had physically abused his client"
complain
express complaints, discontent, displeasure, or unhappiness; "My mother complains all day"; "She has a lot to kick about
complain
To give utterance to expression of grief, pain, censure, regret
complain
to lament; to murmur; to find fault; commonly used with of
complaining
Favorites