being of that kind, like this, similar

listen to the pronunciation of being of that kind, like this, similar
English - Turkish

Definition of being of that kind, like this, similar in English Turkish dictionary

such
çok

Bilirsin çok şanslısın! Böyle bir şey bir ömür boyu sadece bir kez olur. - You're very lucky you know! A such thing happen only once in a lifetime.

Romancılar ve şairler gibi yazarlar bilimin avantajından çok fazla yararlanıyor gibi görünmüyorlar. - Writers such as novelists and poets don't seem to benefit much from the advance of science.

such
bu gibi

Ben lise mezunuyum yani ben lise problemlerini ve bu gibi şeyleri cevaplayabilirim. - I'm a high school graduate so I am that much able to answer high school problems and such.

Bu gibi durumlarda ne yapacağımı bilmiyorum. - I do not know what to do in such cases.

such
as such böyle olmak sıfatıyla
such
{z} 1. öyle/şöyle/böyle bir kişi/şey; öyle/şöyle/böyle kişiler/şeyler: It's his philosophy, if it may be called such. Onun felsefesidir, eğer
such
meselâ

Pek çok meyve ihraç ederler, mesela portakal, greyfurt ve limon. - They export a lot of fruit, such as oranges, grapefruits and lemons.

such
böylesine

Böylesine büyük bir köpeği asla görmedim. - I've never seen such a big dog.

Böylesine büyük bir silahlanma için paramızın olup olmadığı sorusunu göz önüne almalıyız. - We must consider the question of whether we can afford such huge sums for armaments.

such
(sıfat) öyle, böyle, bu gibi, bu tür, o kadar, çok
such
o gibi
such
(zarf) çok, öylesine, böylesine, oldukça
such
oldukça

Böyle bir olay burada oldukça yaygındır. - Such an event is quite common here.

O öyle büyük bir sorun değil. Oldukça fazla üzülüyorsun. - It's not such a big problem. You're worrying way too much.

such
şu kadar
such
ne kadar da

Ne kadar da aptalsın! - You're such an idiot!

Ne kadar da güzel bir adın var. - You have such a beautiful name.

such
ne kadar

Ne kadar da aptalsın! - You're such an idiot!

Böylesine bir mükemmelliğe ulaşmak için ne kadar süre eğitim gördün? - How long did you train in order to achieve such perfection?

such
bu
such
öylesine çok
such
öyleleri
such
öylesi

Linda'nın hayal kırıklığı öylesine fazlaydı ki gözyaşlarına boğuldu. - Such was Linda's disappointment that she burst into tears.

Öylesine bir şeyi bir kez çok sık yaparsın ve cezalandırılırsın. - You do such a thing once too often and get punished.

such
o kadar çok

Yoğun trafiğin gürültüsü o kadar çoktu ki polis kendini duyuramadı. - The noisy of heavy traffic was such that the policeman could not make himself heard.

Soğuk o kadar çoktu ki kuşlar aniden düştü. - The frost was such that the birds fell on the fly.

English - English
{p} such
being of that kind, like this, similar
Favorites