O, büyük bir arabada geldi.
- He arrived in a big car.
İngiltere'den bir hafta önce geldiler.
- They arrived from England a week ago.
Ben geldiğimde, anlaşmazlık kaynama noktasına ulaşmıştı.
- When I arrived, the dispute had reached its boiling point.
Nancy asla zamanında varmaktan geri kalmaz.
- Nancy never fails to arrive on time.
O, zamanında varmak için koştu.
- He ran, so as to arrive on time.
İtfaiyeciler umutsuzca olay yerine ulaşmak için çalışıyorlar. Umarız çok geç olmadan varırlar!
- Firefighters are trying desperately to reach the scene of the accident. Let's hope they arrive before it's too late!
Erken gelmek için elimden geleni yapacağım.
- I'll try my best to arrive early.
İşyerine ter içinde gelmek istemiyorum.
- I don't want to arrive all sweaty at work.
Okula saat dokuzdan önce ulaşmalısın.
- You should arrive at school before nine.
Truman, Beyaz Saray'a dakikalar içinde ulaştı.
- Truman arrived at the White House within minutes.
We arrived and booked in.
He had finally arrived on Broadway.
He died previous to my arrival.
- He died before I arrived.
... By the 1 870s, the internal combustion engine has arrived, ...
... And now I think Guardian has arrived late on the scene but ...