ılımlılık

listen to the pronunciation of ılımlılık
Turkish - English
mildness
{i} moderation

Good health is inseparable from exercise and moderation. - İyi sağlık egzersiz ve ılımlılıktan ayrılamaz.

Moderation is a virtue. - Ilımlılık bir erdemdir.

clemency
continence
temperateness
being a middle-of-the-roader; moderatism
moderateness
modesty
decency
equability
mean
composure
golden mean
equanimity
temperance

Health coexists with temperance. - Sağlık ılımlılık ile tutarlıdır.

sobriety
mild
modest
ılımlı
moderate

Tom's a moderate drinker, but his father drinks like a fish. - Tom ılımlı içicidir ama babası bir balık gibi içer.

Taking moderate exercise will keep you healthy. - Ilımlı egzersiz yapmak sizi sağlıklı tutacaktır.

ılımlı
mild

We had a mild winter last year. - Geçen yıl ılımlı bir kış geçirdik.

He has a mild nature. - Onun ılımlı bir doğası var.

ılımlı
{s} temperate
ılımlı
{s} genial
ılımlı
hospitable
ılımlı
middleoftheroad
ılımlı
restrained
ılımlı
low-key
ılımlı
moderated
ılımlı
soft-shelled
ılımlı
modest
ılımlı
sober
ılımlı
equanimous
ılımlı
{s} equable
ılımlı
steady
ılımlı
middle-of-the-road, moderate
ılımlı
moderate, temperate, mild, modest
ılımlı
measurable
ılımlı
low key
ılımlı
moderate, not extreme
ılımlı
clement
ılımlı
middle-of-the-road

He was a middle-of-the-road Democrat. - Ilımlı bir demokrattı.

ılımlı
middle-of-the-roader, (a) moderate; (a) moderatist, (a) moderationist
ılımlı
middle of the road
Turkish - Turkish
Ilımlı olma durumu, mutedillik
ılımlı
Siyasette aşırı görüşler arasında ortalama bir görüşü savunan
ılımlı
Aşırılığa kaçmayan, ölçülü, mutedil: "Eski ılımlı sesiyle hikâyesini bitiriverdi."- H. E. Adıvar
ılımlı
Aşırılığa kaçmayan, ölçülü, mutedil
ılımlılık
Favorites