Rahatsız edilmeden bir gün geçirebilecek miyim?
- Werde ich einmal einen Tag ungestört verbringen können?
Bir kere daha uyuyacağız ve sonra Paskalya. İyi geceler ve tatlı rüyalar.
- Noch einmal schlafen und dann ist Ostern. Gute Nacht und süße Träume.
Tom köpeğini günde en az bir kere gezdirir.
- Tom geht mindestens einmal am Tag mit seinem Hund spazieren.
Bir kez başladım mı, hiçbir şey beni durduramaz.
- Wenn ich einmal angefangen habe, kann mich nichts mehr aufhalten.
Tom'u bir kez daha görmek isterdim.
- Ich würde Tom gerne noch einmal sehen.
Bir kerede iki yerde olamazsın.
- You can't be two places at once.
Bir keresinde bir panda gördüm.
- I have seen a panda once.
Bu birdenbire olmadı.
- It didn't happen all at once.
Her şey birdenbire oldu.
- Everything happened all at once.
En azından ayda bir defa anne babana yazmayı unutmamalısın.
- You must not forget to write to your parents at least once a month.
Senin bir defa televizyona çıktığını hatırlıyorum.
- I remember you appeared on television once.
O tartışma bir zamanlar karara bağlandı ve herkes için.
- That dispute has been settled once and for all.
Bir zamanlar bir öğrenci iken onunla tanıştım.
- I once met him when I was a student.
Sana eskiden hiç söz etmedim.
- I never mentioned you once.
Çocukların olur olmaz anlayacaksın.
- You'll understand once you have kids.
Emekli olur olmaz insanlar seni nadiren görmeye gelirler.
- People rarely come to see you once you are retired.
I have been to Kyoto one time.
- Ich war einmal in Kyōto.
At one time, there was a bridge here.
- Hier war einmal eine Brücke.
I'd like to meet Tom sometime.
- Ich möchte Tom irgendwann einmal kennenlernen.
We will visit you sometime.
- Wir werden euch irgendwann einmal besuchen.