She was late once again.
- Bir kez daha geç kalmıştı.
Stir once every fifteen minutes.
- Her on beş dakikada bir kez karıştırın.
I have only done this one time before.
- Bunu daha önce sadece bir kez yaptım.
Can I eat this mushroom? You can eat anything one time.
- Bu mantarı yiyebilir miyim? Bir şeyi bir kez yiyebilirsin.
I know that it is highly unlikely that you'd ever want to go out with me, but I still need to ask at least once.
- Benimle çıkmak isteyeceğinizin pek olası olmadığını biliyorum fakat hâlâ en azından bir kez sormalıyım.
They go to watch a play once every month.
- Onlar her ay bir kez maç izlemeye giderler.
For once in my life, I'd like to do something right.
- Hayatımda bir kez, doğru bir şey yapmak istiyorum.
Why can't you be nice for once?
- Neden bir kez olsun kibar olamıyorsun?
Explain it once more, Jerry.
- Onu bir kez daha açıkla, Jerry.
Read it once more, please.
- Onu bir kez daha okuyun, lütfen.
She was late once again.
- Bir kez daha geç kalmıştı.
France and Britain were at war once again.
- Fransa ve İngiltere bir kez daha savaştaydı.
Read it one more time, please.
- Onu bir kez daha okuyun, lütfen.
Open your mouth one more time and I will beat you up!
- Ağzını bir kez daha açarsan seni pataklayacağım!