dikkat!

listen to the pronunciation of dikkat!
Türkçe - İngilizce
On guard!
oyez
careful!
watch out!
care

The doctor thinks carefully before deciding what medicine to give. - Doktor, hangi ilacı vereceğine karar vermeden önce dikkatlice düşünür.

I'm the type who likes to think things over very carefully. - Şeylerin üzerinde çok dikkatlice düşünmeyi seven tipim.

attention

By lack of attention, she hit the post with her car. - Dikkatsizlikten,arabasıyla direğe çarptı.

Tom didn't want to attract attention. - Tom dikkat çekmek istemiyordu.

caution

He cautioned me against being careless of my health. - O beni benim sağlığıma karşı dikkatsiz olmama karşı uyarıda bulundu.

Please proceed with caution. - Lütfen dikkatli olun.

attention, caution; care, carefulness, heed, assiduity, regard; Look out!, Watch out!, Be careful!, Attention!
discretion
(Hukuk) consideration

You should take her illness into consideration. - Onun hastalığına dikkat etmelisin.

Tom didn't take Mary's age into consideration. - Tom Mary'nin yaşını dikkate almadı.

warning

Tom was mindful of my warning. - Tom uyarıma dikkat etti.

Tom failed to heed warning signs. - Tom uyarı işaretlerine dikkat edemedi.

regard

She seldom pays regard to my advice. - O, tavsiyemi nadiren dikkate alır.

He was fighting regardless of his wound. - O, yarasını dikkate almadan dövüşüyordu.

circumspection
be careful!

You should be careful in choosing friends. - Arkadaş seçerken dikkatli olmalısın.

Be careful interpreting indirect translations. Genders may have changed. - Dolaylı çevirileri yorumlarken dikkatli ol. Cinsiyetler değişmiş olabilir.

mind

While driving, mind the potholes. - Araba sürerken, çukurlara dikkat et.

I wasn't being mindful and got on a wrong bus by mistake. - Dikkatli değildim ve yanlışlıkla hatalı otobüse bindim.

beware of

Beware of pickpockets here. - Burada yankesicilere dikkat edin.

Beware of thefts in a big city. - Büyük bir şehirde hırsızlığa karşı çok dikkatli olun.

nota bene
diligence
(Bilgisayar) careful

If you're not careful, you might slip and fall on the icy steps. - Eğer dikkatli olmazsan ,kayabilir ve buzlu basamakların üstüne düşebilirsin.

The doctor thinks carefully before deciding what medicine to give. - Doktor, hangi ilacı vereceğine karar vermeden önce dikkatlice düşünür.

fetish
cate
(Bilgisayar) look out

Look out for pickpockets. - Yankesicilere dikkat et.

Look out for the wild dog! - Vahşi köpeğe dikkat edin!

{i} notice

He took no notice of my advice. - O, benim tavsiyemi dikkate almadı

Notice how the player uses his elbows. - Oyuncunun dirseğini nasıl kullandığına dikkat edin.

count

At last, they began to count down cautiously. - Sonunda, dikkatlice geri saymaya başladılar.

In recent years, some Muslim countries have prospered and attracted the attention of the world. - Son yıllarda, bazı Müslüman ülkeler zenginleşmiş ve dünyanın dikkatini çekmişlerdir.

heed

Tom failed to heed warning signs. - Tom uyarı işaretlerine dikkat edemedi.

They gave no heed to the warning. - Uyarıya dikkat etmediler.

intentness
carefulness
{i} attentiveness

Do your work with more attentiveness. - Biraz daha dikkatli çalışır mısın?

solicitude
taking care of
considerations
in attention
watchfulness
remark

Tom and Mary have achieved remarkable results using their new technique. - Tom ve Mary, yeni tekniği kullanarak dikkat çekici sonuçlar elde ettiler.

Recent advances in medicine are remarkable. - Tıptaki son gelişmeler dikkat çekiyor.

watch out

Watch out for pickpockets. - Yankesicilere dikkat et.

Watch out for pickpockets. - Yankesicilere dikkat edin.

note

Kate took careful notes on the history lecture. - Kate tarih dersinde dikkatle not tuttu.

There is one very noteworthy element in this stage. - Bu aşamada dikkat çeken bir husus vardır.

fore

The forest fire occurred through carelessness. - Orman yangını dikkatsizlik yüzünden oldu.

If you go into the forest, watch out for the ogres who eat children! - Eğer ormana giderseniz, çocukları yiyen canavarlara dikkat edin!

shun
Notice!

I didn't notice the light turn red. - Işığın kırmızıya döndüğüne dikkat etmedim.

I hope my mistake will escape his notice. - Hatamın onun dikkatinden kaçacağını umuyorum.

Beware!

Beware of pickpockets here. - Burada yankesicilere dikkat edin.

Beware! There's a car coming! - Çok dikkat et! Gelen bir araba var!

careful attention
ware
application
cave
cautiousness
Be careful!/ Look out!
ear(1)
beware

Beware! There's a car coming! - Çok dikkat et! Gelen bir araba var!

Let the buyer beware. - Alıcı dikkatli olsun.

studious
rigor
cognizance
Türkçe - Türkçe
(Osmanlı Dönemi) SAAL
(Osmanlı Dönemi) ÇÜ
DİKKAT
(Osmanlı Dönemi) İncelik, dakik oluş. Ehemmiyet ve kıymet verme
dikkat
Dikkat ediniz! anlamında bir uyarma sözü
dikkat
Dikkat ediniz!
dikkat
İlgi, özen
dikkat
Bilinç etkinliğinin belli bir nesne üzerinde yoğunlaşması
dikkat
Duygularla düşünceyi bir şey üzerinde toplama, uyanıklık: "Dikkatle bakınca güvertedeki insanların gidip gelişini kolaylıkla seçebiliyor."- Y. K. Karaosmanoğlu. İlgi, özen
dikkat
Duygularla düşünceyi bir şey üzerinde toplama, uyanıklık