Sanırım o sadece bir tesadüf.
- Ich glaube, es ist lediglich ein Zufall.
Bu bir tesadüf olabilir.
- Das könnte ein Zufall sein.
O çalışırken bir kaza yaptı.
- He had an accident while working.
O çalışırken bir kaza yaptı.
- While working, she had an accident.
Ben New York'ta iken, tesadüfen eski arkadaşımla karşılaştım.
- When I was in New York, I happened to meet my old friend.
Tesadüfen onunla aynı trene bindim.
- It so happened that I rode in the same train with him.
Bu, rastlantı değildi.
- This was no accident.
Bu keşif tamamen rastlantıydı.
- That discovery was quite accidental.
Biz otobüs terminalinde kazara onlarla karşılaştık.
- We met them by accident at the bus terminal.
Tom havuçları dilimlerken kazara elini kesti.
- Tom accidentally cut his hand when he was slicing carrots.
Karşılaşmamız oldukça raslantıydı.
- Our meeting was quite accidental.
Dün havalanında tesadüfen onunla karşılaştım.
- I met him by accident at the airport yesterday.
Ben onun hakkında tamamen tesadüfen öğrendim.
- I only found out about it purely by accident.
Do you happen to know where she lives?
- Wisst ihr zufällig, wo sie lebt?
I met him by happy accident.
- Ich habe ihn durch einen glücklichen Zufall kennen gelernt.