yaygınlaştırma

listen to the pronunciation of yaygınlaştırma
Türkisch - Englisch
dissemination
yaygın
prevalent

The term ‘milonguero style tango’ was coined in the early 1990s to describe the style of dancing tango that was prevalent in the milongas of downtown Buenos Aires in the 1950s. - 1950'li yıllarda şehir Buenos Aires'in milangolarında yaygın olan tangoyu dans etme stilini tanımlamak için 'Milonguero stili tango' terimi 1990'ların başında uyduruldu.

Plastic is the most prevalent type of marine debris. - Plastik en yaygın deniz debrisidir.

yaygın
{s} widespread

Some translators changed Alice's name to Sonya or Anya, even though Alisa is a widespread Russian name. - Bazı tercümanlar Alisa yaygın bir Rus ismi olmasına rağmen Alice'in adını Sonya ya da Anya'yla değiştirdi

Bad English is the most widespread language in the world. - Bozuk İngilizce dünyanın en yaygın dilidir.

yaygın
{s} extensive
yaygın
common

The number of people who smoke is increasing, so cancer will soon be the most common cause of death. - Sigara içen insanların sayısı artıyor, bu yüzden kanser yakında ölümün en yaygın nedeni olacak.

While some private and church schools in America have uniforms, they are not common. - Amerika'daki kilise okullarının ve bazı özel okulların üniforması vardır, onlar yaygın değildir.

yaygın
pervasive

Cares and worries were pervasive in her mind. - Endişeler ve üzüntüler onun aklında yaygındı.

That kind of thinking is pervasive. - O tür düşünme yaygındır.

yaygın
{s} wide

This magazine circulates widely. - Bu dergi yaygın olarak dolaşır.

Difference between the past, present, and future is nothing but an extremely widespread illusion. - Geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki ayrım sadece çok yaygın yanılsamadan başka bir şey değildir.

yaygın
epidemic
yaygın
rampant

Starvation and disease were rampant among the lowest classes. - Açlık ve hastalık en alt sınıflar arasında yaygındır.

yaygın
{s} endemic
yaygınlaştırmak
{f} generalize
yaygın
general
yaygın
worldwide
yaygın
spread
yaygın
pandemic
yaygın
catholic
yaygın
current

The old belief is still widely current. - Eski inanç hala yaygın olarak geçerlidir.

yaygın
frequent

The third most frequent letter in Esperanto is e. - Esperantodaki en yaygın üçüncü harf e dir.

Although in common usage, this word is frequently mispronounced. - Yaygın kullanımına rağmen, bu sözcük sık sık yanlış telaffuz edilir.

yaygın
universal
yaygın
popular

Contrary to popular belief, Tom isn't that naive. - Yaygın görüşün aksine, Tom o kadar da saf değildir.

Shark fin soup is very popular in China. - Köpek balığı süzgeci çorbası Çin'de çok yaygındır.

yaygın
patulous
yaygın
far-flung
yaygın
diffusive
yaygın
widely distributed
yaygın
prevailing
yaygın
familiar
Yaygın
a dime in a dozen

Earthquakes are like a dime in a dozen in Japan.

yaygın
commonest
yaygın
rife
yaygın
regnant
yaygınlaştırmak
to become prevalent
yaygın
disseminated
yaygın
diffuse
yaygın
expansive
yaygın
farflung
yaygın
{s} epidemical
yaygın
far flung
yaygın
{s} broad
yaygın
(Anatomi) diffus
yaygın
widespread, prevalent; common
yaygın
subtile
yaygın
vernacular
yaygınlaştırmak
universalize
Türkisch - Türkisch
Yaygınlaştırmak işi
yaygın
Çoğu kimselerce duyulmuş, öğrenilmiş, kullanılmış veya benimsenmiş olan. Çoğu kimselerde görülen, beğenilen, sevilen: "Yaygın bir kültürü ve her çeşit insanı kavrayacak bir sunuş tarzı vardı."- H. Taner
yaygın
Sınırı genişlemiş: "Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir."- Anayasa
yaygın
Sınırı genişlemiş
yaygın
Çoğu kimselerce duyulmuş, öğrenilmiş, kullanılmış veya benimsenmiş olan
yaygın
Çoğu kimselerde görülen, beğenilen, sevilen
yaygınlaştırmak
Yaygın durumu getirmek
yaygınlaştırma
Favoriten