yürüt

listen to the pronunciation of yürüt
Türkisch - Englisch
(Bilgisayar) execute

The procedure must be executed correctly and completely. - Prosedür doğru ve eksiksiz yürütülmelidir.

(Bilgisayar) play
(Bilgisayar) exec

An executive council was formed to discuss the new proposal. - Yeni bir öneriyi tartışmak için bir yürütme kurulu oluşturuldu.

A stay of execution was ordered at the eleventh hour. - On yedinci saatte yürütmenin durdurulması emredildi.

{f} handled
{f} conducting

Polish archaeologists are conducting scientific studies in Sudan. - Polonyalı arkeologlar Sudan'da bilimsel çalışmalar yürütmektedirler.

{f} conduct

Polish archaeologists are conducting scientific studies in Sudan. - Polonyalı arkeologlar Sudan'da bilimsel çalışmalar yürütmektedirler.

I have an investigation to conduct. - Yürütecek bir soruşturmam var.

yürü
{f} walk

We have walked all around the lake. - Biz gölün etrafında yürüdük.

She likes to walk alone. - O tek başına yürümeyi sever.

yürü
{f} walking

She likes walking alone. - O yalnız yürümeyi sever.

I watched John and Mary walking hand in hand. - John ve Mary'nin el ele yürüyüşünü izledim.

otomatik yürüt
(Bilgisayar) autoplay
yürü
{f} tread

In order to swim, you have to learn to tread water first. - Yüzme öğrenmek için öncelikle suda yürümeyi öğrenmelisin.

yürü
trod
yürü
trodden
yürü
walk out

Do not walk outside this area. - Bu alanın dışında yürümeyin.

yürü
amble
yürü
saunter
yürüt
Favoriten