verheiratet

listen to the pronunciation of verheiratet
Deutsch - Türkisch
{fer'hayra: tıt} evli
evli

Lisa Lillien, Dan Schneider ile evli. - Lisa Lillien ist mit Dan Schneider verheiratet.

Tom şimdi John'un eski karısıyla evli. - Tom ist jetzt mit Johns Exfrau verheiratet.

evlenmiş
evlen

Artık seninle evlenmek istemiyorum. - Ich möchte nicht mehr mit dir verheiratet sein.

evlenen
evlenerek
evlik
evliler
nikâhlı
nikah altında
Englisch - Türkisch

Definition von verheiratet im Englisch Türkisch wörterbuch

married
evli

Felicja, Łazarz adında yakışıklı bir adamla evli. - Felicja is married to a handsome man called Lazarz.

Tom bana ebeveynlerimin ayrılmadan önce ne kadar süredir evli olduklarını sordu. - Tom asked me how long my parents had been married before they separated.

coupled
birleşmiş
coupled
birleştirilmiş
married
(sıfat) evli
coupled
bağlı
coupled
akuple
married
evlilik

Size uzun ve mutlu bir evlilik hayatı diliyorum. - I wish you a long and happy married life.

Evlilik hayatına alışmak uzun zaman alır. - It takes a lot of time getting used to married life.

married
evlilikle ilgili
married
{f} evlen

O, Kanadalı bir kızla evlendi. - He married a Canadian girl.

Misako, geçen Haziran bir Kanadalıyla evlendi. - Misako married a Canadian last June.

coupled
birleştir(mek)
married
marry evlendir/evlen
married off
evlendirilmeleri
coupled
{s} çiftleşmiş
coupled
(sıfat) çiftleşmiş
coupled
birleştir
married
evliliğe veya evlilere
married
{s} to ile evli
married
{s} evliliğe/evlilere özgü