Tom'un masası o kadar dağınıktı ki, temizlikçi odayı temizlemeyi reddetti.
- Tom's desk was so untidy that the cleaner refused to clean the room.
Tom ve Mary'nin evi çok dağınık.
- Tom and Mary's house is very untidy.
Onun uzun ve düzensiz saçları bir aslan yelesine benzerdi.
- His long and untidy hair was similar to a lion's mane.
Annem odamın düzensiz olmasından hoşlanmıyor.
- My mother doesn't like my room being untidy.
O özensiz ve dikkatsiz.
- She's sloppy and careless.
Tom özensiz bir ressamdır.
- Tom is a sloppy painter.
Tom yarım yamalak işi yapmakla suçlandı.
- Tom was accused of doing sloppy work.
Tom'un tekniği yarım yamalaktı.
- Tom's technique was sloppy.
O özensiz ve dikkatsiz.
- She's sloppy and careless.
I have never seen such an untidy bedroom!.
His finances were in an untidy state when he died.