tutku

listen to the pronunciation of tutku
Türkisch - Englisch
(isim) Passion

He subdued his passions. - O, tutkularını bastırdı.

The art of recognizing matsutake mushrooms became my passion, culminating in my writing a book on it. - Matsutake mantarlarını tanıma sanatı benim tutkum oldu, bu tutku ona dair bir kitap yazmamla sonuçlandı. .

desire

Jane must stop giving way to her desire for chocolate. - Jane çikolataya olan tutkusunu durdurmalıdır.

She has a desire to be wealthy. - Onun zengin olmak için bir tutkusu var.

fervour
urge
craving
aspiration
calling
(Muzik) erotic
fervor
ambition

It is Tom's ambition to go to the moon. - Ay'a gitmek Tom'un tutkusudur.

He had the ambition to be prime minister. - Başbakan olma tutkusunu taşıyordu.

fervency
bug
addiction
penchant
crush
pash
dotage
passion, ambition, craving, aspiration ihtiras
cult

Tatoeba is not a cult. - Tatoeba bir tutku değildir.

indulgence
rage
fad

Fadil was making an effort to share Layla's passions. - Fadıl, Leyla'nın tutkularını paylaşmak için çaba harcıyordu.

compulsion
yen
aspirational
tutku ile
(Muzik) erotic
tutku nesnesi
(Pisikoloji, Ruhbilim) limerent object
garip tutku
crotchet
günahkâr tutku
demon
Türkisch - Türkisch
Güçlü istek ve eğilimin yöneldiği amaç, ihtiras: "Tutkum dudaklarım, yeşilce gülmeye / Yağmur duvarından bir bir dökülmeye."- F. Halıcı
Güçlü istek ve eğilimin yöneldiği amaç
İrade ve yargıları aşan güçlü bir coşku, ihtiras
İrade ve yargıları aşan güçlü bir coşku: "Tiyatro onda bir tutku, bir saplantı olmuştu."- H. Taner
ihtiras
tutku
Favoriten