Tom tanımadığı birinin yanında oturdu.
- Tom sat down next to someone he didn't know.
Yara izini herhangi birine hiç gösterdin mi?
- Have you ever shown your scar to someone?
Eğer uçağın kaza yapacağını birine söylersen, bu söylem hiç bir şey ifade etmeyecek.
- If you say this to someone whose plane is going to crash, this phrase is not going to mean anything.
Birisi bana içtiğin her sigara ömründen yedi dakika alır dedi.
- Someone told me that every cigarette you smoke takes seven minutes away from your life.
Birisinin kapıyı çaldığını duydum.
- I heard someone knock on the door.
O, onlara karşı çok nazikti.
- He was very kind to them.
Delia'nın onlara allerjisi olduğu için bu yemek tarifinden fındıkları çıkarttım.
- I've left out the nuts in this recipe because Delia's allergic to them.
Sen bana göre her şeysin.
- You are everything to me.
O bana göre iki yıl kıdemli.
- She is senior to me by two years.
Kanatlarım olsa, sana uçarım.
- If I had wings, I would fly to you.
Sana hikayeyi kim anlattı?
- Who told the story to you?
Tom bize yazacağını söyledi.
- Tom said he would write to us.
Bay Hasimoto bize karşı adil.
- Mr. Hashimoto is fair to us.
Birlikte çalıştığım birinin yanında yaşıyorsun
- You live next to somebody I work with.
Bunu başka birine söyle.
- Tell it to somebody else.
Çek birine para ödeme yöntemidir.
- A check is a method of paying money to somebody.
Ne yapılacağı size kalmış.
- What to do is up to you.
Bu iş için başvuruda bulunmak size kalmış.
- It is up to you to apply for the job.
Birisi bana içtiğin her sigara ömründen yedi dakika alır dedi.
- Someone told me that every cigarette you smoke takes seven minutes away from your life.
Sen yaşayabileceğin herhangi biriyle evlenme - sen onsuz yaşayamayacağın kişiyle evlen.
- You don't marry someone you can live with — you marry the person whom you cannot live without.
Bununla ilgili olarak, ben suçlu değilim.
- In relation to this, I am to blame.
Bunun anahtarının nerede olduğunu biliyor musunuz?
- Do you know where the key to this is?
O, şüpheleneceğin bir kimse değildi.
- He wasn't someone you'd suspect.
Bugün belirli bir kimse müthiş kırılgan oluyor.
- A certain someone is being awfully fragile today.
Neden kimseye söylemedin?
- Why didn't you tell someone?
Birinin kafasından neler geçtiğini kimse kesin olarak bilemez.
- No one ever really knows what's going through someone else's head.
Siz de ona önceden söyleyebilirsiniz.
- You may as well say it to him in advance.
Ona beş dolar ödedim.
- I paid five dollars to him.
O elbiseyi buna tercih ederim.
- I prefer that dress to this one.
Buna alışabildiğimi düşünüyorum.
- I think I could get used to this.
Is someone there?.
... ELON MUSK: Well, I made a bet with someone ...
... someone last year's severe cuts to priorities like education ...