to cause (a habit) to no longer exist

listen to the pronunciation of to cause (a habit) to no longer exist
Englisch - Türkisch

Definition von to cause (a habit) to no longer exist im Englisch Türkisch wörterbuch

break
kırmak

Kilidi kırmakta zorlanmadım. - I had no difficulty breaking the lock.

Pencereyi kırmak için bir çekiç kullanıldı. - A hammer was used to break the window.

break
mola

Çok yorgun olduğum için öğle yemeği molası sırasında biraz uyudum. - I slept a little during lunch break because I was so tired.

Onlar şu anda bir mola veriyorlar. - They're having a break at the moment.

break
dağıtmak
break
ortalık ağarmak
break
şafak atmak
break
(Bilgisayar) çık

Kahvaltıdan sonra yürüyüşe çıktım. - I went for a walk after breakfast.

Savaş çıksa ne yaparsın? - What would you do if war were to break out?

break
açmak
break
bitmek
break
dizginlemek
break
değişiklik
break
yıkmak

Bizim sosyal engelleri yıkmak için çok çalışmamız gerekmektedir. - We must work hard to break down social barriers.

break
kırma

O, oğlunun sigara içme alışkanlığı kırmaya çalıştı. - He tried to break his son's habit of smoking.

Benim evimde partiler vermek istiyorsanız, daha sonra her şeyi temizleyin ve bir şey kırmayın, ya da zarar için ödeme yapın. - If you want to have parties in my house, clean up everything afterwards, and don't break anything, or else pay for the damage.

break
çatlatmak
break
çözmek
break
kırılma

Bambu eğildi ama kırılmadı. - The bamboo bent but did not break.

Herkesin bir kırılma noktası var. - Everyone has a breaking point.

break
sona erdirmek
break
kes,v.kır: n.aralık
break
parçalamak

Bir kazma sert zemin yüzeyleri parçalamak için kullanılan uzun saplı bir araçtır. - A pick is a long handled tool used for breaking up hard ground surfaces.

break
kesme bitir/kes
break
{f} batmak
Englisch - Englisch
break

I've got to break this habit I have of biting my nails.

to cause (a habit) to no longer exist
Favoriten