tecâvüzcü

listen to the pronunciation of tecâvüzcü
Türkisch - Englisch
ravisher
rapist

Sami is a convicted child rapist. - Sami hüküm giymiş bir çocuk tecavüzcüsüdür.

The rapist showed no signs of remorse during his trial. - Tecavüzcü, yargılanması sırasında hiçbir pişmanlık işareti göstermedi.

violator
trespasser
tecâvüz
rape

Her father was accused of statutory rape. - Onun babası ırza tecavüzle suçlandı.

Dan denied he had anything to do with Linda's rape. - Dan Linda'nın tecavüzü ile ilgisi olduğunu reddetti.

TECAVÜZ
(Askeri) aggressive
tecâvüz
{i} invasion
tecâvüz
{i} offence
tecâvüz
{i} aggression
tecavüz
trendy
tecavüz
(Kanun) breach
tecavüz
excess
tecavüz
(Askeri) breach of close
tecâvüz
{i} violence

Rape and sexual assault are crimes of violence. - Tecavüz ve cinsel taciz şiddet suçlarıdır.

Rape is always a crime of violence. - Tecavüz her zaman bir şiddet suçudur.

tecâvüz
{i} incursion
tecavüz
infringement
tecavüz
molestation
tecavüz
assault

The middle aged man was charged with assault. - Orta yaşlı adam tecavüz ile suçlandı.

Rape and sexual assault are crimes of violence. - Tecavüz ve cinsel taciz şiddet suçlarıdır.

tecavüz
encroachment
tecavüz
desecration
tecavüz
intrusion
tecâvüz
intrusion
tecâvüz
offense
tecavüz
to rape
tecavüz
trench on
tecavüz
encroaching
tecavüzcüler
rapists
tecavüz
law violation, infringement; transgression; encroachment; trespassing; unlawful entry
tecavüz
missing (a target)
tecavüz
law molestation; indecent assault; attempted rape
tecavüz
exceeding, surpassing
tecavüz
criminal
tecavüz
aggression, attack, invasion; transgression, excess; rape
tecavüz
aggression; attack
tecâvüz
breaking in
tecâvüz
encroachment
tecâvüz
{i} infraction
tecâvüz
desecration
tecâvüz
inroad
tecâvüz
infringement
tecâvüz
an outrage upon decency
tecâvüz
(hakka) trespass
tecâvüz
assault

Rape and sexual assault are crimes of violence. - Tecavüz ve cinsel taciz şiddet suçlarıdır.

Sami was sentenced 18 years for rape and assault. - Sami, tecavüz ve saldırı nedeniyle 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

tecâvüz
outrage
tecâvüz
offence [Brit.]
Türkisch - Türkisch

Definition von tecâvüzcü im Türkisch Türkisch wörterbuch

tecavüz
Başkasının hakkına el uzatma
TECAVÜZ
(Osmanlı Dönemi) Zorlama
TECAVÜZ
(Osmanlı Dönemi) Sataşma, saldırma, sarkıntılık
TECAVÜZ
(Osmanlı Dönemi) Haddini aşma. Söz veya hareketle ileri gitme
TECAVÜZ
(Osmanlı Dönemi) Aleyhine hareket etme
TECAVÜZ
(Osmanlı Dönemi) Geçme
TECAVÜZ
(Hukuk) Saldırma, aşma
tecavüz
Namusuna saldırma, sarkıntılık
tecavüz
Hücum etme, saldırma, saldırı, saldırış
tecavüz
Aşma, ötesine geçme
tecavüz
Hücum etme, saldırma, saldırı, saldırış: "Çekler bir Alman tecavüzü karşısında mutlaka silaha sarılacaklardır."- Y. K. Karaosmanoğlu
tecâvüz
(Osmanlı Dönemi) haddini aşma; söz veya hareketle ileri gitme, saldırma
tecâvüzcü
Favoriten