sağmak

listen to the pronunciation of sağmak
Türkisch - Englisch
to milk; to run off, to unreel, to wind off
to get (honey) from a beehive; to rob (a beehive) of its honey
to milk (an animal)
to unwind or unravel (threads)
(inek) milk
slang to swindle, milk, mulct
run off
(Denizbilim) strip
{f} milk

I need to go milk the cows. - İnekleri sağmak için gitmem gerekiyor.

The life of some dairy farmers has gotten a lot easier since the introduction of robots to milk the cows. - Bazı süt çiftçilerinin hayatı inekleri sağmak için robotlar tanıtıldığından beri çok daha kolay olmuştur.

sağ
right

Did the error occur right from the start or later on? - When? - Hata baştan sağda mı yoksa sonradan mı meydana geldi? - Ne zaman?

I order you to turn right. - Sana sağa dönmeni emrediyorum

sağ
alive

Is the snake alive or dead? - Yılan sağ mı yoksa ölü mü?

I know you're upset about your car being totaled, but you weren't injured and you should be thankful to be alive. - Arabanın parçalanması hakkında üzgün olduğunu biliyorum fakat yaralanmadın ve sağ olduğuna şükretmelisin.

sağ
(Politika, Siyaset) the right

The rightmost lane is now under construction. - En sağdaki şerit yapım aşamasındadır.

In America cars drive on the right side of the road. - Amerika'da arabalar yolun sağ tarafını kullanırlar.

sağ
(Otomotiv) direction indicator
sağ
abate
sağ
pure

The air by the sea is pure and healthy. - Deniz havası saf ve sağlıklıdır.

sağ
able-bodied
sağ
dexter
sağ
living

He makes a living as a salesman. - Bir satıcı olarak geçimini sağlıyor.

The poor girl made a living by selling flowers. - Zavallı kız, çiçek satarak geçimini sağladı.

sütünü iyice sağmak
strip
sağ
right in

Sami fired right into Layla's head. - Sami, Leyla'nın kafasının sağına doğru ateş etti.

If you turn right, City Hall will be right in front of you. - Belediye binası, sağa dönünce hemen karşınızda.

sağ
right, (someone, something) who/which is on the right-hand side, dexter
sağ
right, the right-hand side
sağ
right hand

Tom has something in his right hand. - Tom'un sağ elinde bir şeyi var.

Tom is left-handed, but he writes with his right hand. - Tom solaktır, ancak sağ eliyle yazar.

sağ
alive; sound, healthy; unadulterated, unmixed, pure katkısız
sağ
right wing

I have a right wing neighbor. - Sağ görüşlü bir komşum var.

sağ
offside
adam sağmak
to trick a man out of his money, milk people
bal sağmak
to take honey (from the hive)
sağ
whole

It took me a whole year to recover my health. - Sağlığımı geri kazanmak tam bir yılımı aldı.

She prepares wholesome meals for her family. - Ailesi için sağlıklı yemekler hazırlar.

sağ
hoof
sağ
pol. rightist, right-wing
sağ
pol. right wing
sağma
(Nükleer Bilimler) eluation
sağma
milking
süt sağmak
to milk
sağmak
Favoriten