O, acı verecek şekilde zayıftı.
- She was painfully skinny.
O, acı verecek şekilde zayıftı.
- He was painfully skinny.
Çıplak gözle zor görülebilecek bir tahta kıymığı, Tom'un parmağında çok sancılı bir enfeksiyona neden oldu.
- A splinter of wood, barely visible to the naked eye, caused a very painful infection in one of Tom's fingers.
Eğer doğum sancıları insanların dediği kadar acı verseydi, herkesin sadece bir çocuğu olurdu.
- If labor pains would hurt so much as people say, everyone would only have one child!
Vücudumun her tarafında ağrılarım ve sızılarım var.
- I have aches and pains all over my body.
Sırtımda kötü bir ağrım var.
- I have a bad pain in my back.
Bugün boynum ağrıyor.
- Today I have neck pain.
Arı sokmaları çok ağrılı olabilir.
- Bee stings can be very painful.
Artrit, eklemleri etkileyen ağrılı bir durumdur.
- Arthritis is a painful condition that affects the joints.
Onun yüzü acıdan şekil değiştirmişti.
- His face is distorted by pain.
Bu acıya dayanamıyorum.
- I can't stand this pain.
Cézanne doğanın yeni bir biçimde nasıl resmedileceğini biliyordu.
- Cézanne knew how to paint nature in a new way.
Sen ızdırap içinde gibi görünüyorsun.
- You seem to be in pain.
Sabahleyin ağrı ızdıraplıydı.
- In the morning, the pain was excruciating.
Kimse acı çekmek istemez.
- Nobody wants to be in pain.
Sen bir baş belasısın.
- You're a pain in the ass.
Bu iş bir baş belasıdır.
- This job is a pain in the neck.
Yara atletin büyük acı çekmesine sebep oldu.
- The injury caused the athlete great pain.
Acı çekiyor gibi görünüyorsun.
- You look like you're in pain.
Bunlar çocukluğum hakkında sahip olduğum en acı veren anılar.
- These are the most painful memories I have of my childhood.
Emeksiz kazanç olmaz.
- No gains without pains.
Çok eziyetli. Onu durdurun!
- It's so painful. Stop it!
O, bana yardım etme zahmetinde bulunmadı.
- He spared no pains to help me.
O gerçekten zahmetli görünüyor.
- That looks really painful.
O gerçekten yorucu görünüyor.
- That looks really painful.
O gerçekten zahmetli görünüyor.
- That looks really painful.
Çok eziyetli. Onu durdurun!
- It's so painful. Stop it!
O, acı verecek şekilde zayıftı.
- She was painfully skinny.
O, acı verecek şekilde zayıftı.
- She was painfully thin.
Umarım çok üzücü değildi.
- I hope it wasn't too painful.
Zaman zaman can sıkıcı baş ağrısı çekti.
- At times, he suffered from a painful headache.
Gerçek bir yalandan daha can sıkıcı olabilir.
- The truth can be more painful than a lie.
That was the most painfully sung rendition of Fly Me to the Moon that I've ever heard.
Your mother is a right pain.
I had to stop running when I started getting pains in my feet.
The wound pained him.
The pain of departure was difficult to bear.
It pains me to say that I must let you go.