ortamsız

listen to the pronunciation of ortamsız
Türkisch - Englisch

Definition von ortamsız im Türkisch Englisch wörterbuch

ortam
environment

Children need a happy home environment. - Çocukların mutlu bir ev ortamına ihtiyacı var.

Rural environments are too quiet for me. - Kırsal ortamlar benim için çok sessiz.

ortam
setting

The setting influences the conversation. - Ortam iletişimi etkiler.

ortam
{i} stage
ortam
{i} occasion

Tom didn't think what Mary was wearing was appropriate for the occasion. - Tom Mary'nin giydiğinin ortam için uygun olduğunu düşünmüyordu.

Tom only wears a suit on special occasions. - Tom özel ortamlarda sadece takım elbise giyer.

ortam
atmosphere

The atmosphere became strained when he came. - O geldiğinde ortam gerginleşti.

Children reflect the family atmosphere. - Çocuklar aile ortamını yansıtırlar.

ortam
ambient

They interpret ambient electronic music. - Onlar ortamı elektronik müzikle yorumluyor.

ortam
(Bilgisayar) context
ortam
ambiance
ortam
(Tıp) selective media
ortam
surrounding air
ortam
atmospheric
ortam
climate

Has the climate changed? - Ortam farklılaştı mı?

One can hardly find a more suitable climate. - Bundan daha iyi bir ortam bulunamaz.

ortam
(Havacılık) vehicle
ortam
circle

They moved in the same circles. - Aynı ortamlarda takılıyorlardı.

ortam
ethos
ortam
milieu
ortam
habitat

Their habitat is threatened by deforestation. - Onların yetişme ortamı ormansızlaşma tarafından tehdit ediliyor.

ortam
medium

We haven't yet found a happy medium. - Henüz mutlu bir ortam bulmadık.

Television is obsolete as a medium in any case. - Televizyon ortam olarak her halükarda modası geçmiş.

ortam
media
ortam
ambients
Ortam
platform
ortam
ambience
ortam
ambit
ortam
aroma
ortam
environment; medium; habitat; ambience; circle, milieu
ortam
media , medium
ortam
environment, surroundings; atmosphere, milieu
Türkisch - Türkisch

Definition von ortamsız im Türkisch Türkisch wörterbuch

Ortam
vasat
ortam
Nesnel ve toplumsal yönlerle bazen kişinin iç dünyasını da kapsayan yakın çevre, vasat
ortam
Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddi şartların bütünü: "Bu ağustos ayı, bir cinayet için hiç de uygun ortam değildi."- H. Taner
ortam
Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddî şartların bütünü
ortam
Bir kimsenin veya bir insan topluluğunun yaşayışını etkileyen ruhsal, toplumsal ve kültürel etkilerin bütünü