kızgın

listen to the pronunciation of kızgın
Türkisch - Englisch
mad

You should avoid Tom today if at all possible. He's very mad at you. - Bugün mümkünse Tom'dan uzak durmalısın. O sana çok kızgın.

Why are you mad at me? - Niçin bana kızgınsın?

hot

Tom is likely to be hot. - Tom muhtemelen kızgın olacak.

angry

I'm never angry without reason. - Sebep olmadan asla kızgın olmam.

The teacher is angry, so please do not make noise in the classroom! - Öğretmen kızgın, bu nedenle lütfen sınıfta gürültü yapmayın!

furious

For some reason, she's really furious with me. - Nedense, o bana gerçekten kızgın.

He reacted furiously. - O, kızgın bir şekilde tepki verdi.

frowning
annoyed

I was annoyed with him for keeping me waiting. - Beni beklettiği için ona kızgındım.

Even Tom looked annoyed. - Tom bile kızgın görünüyordu.

surly
(Konuşma Dili) in a bad temper
heated
belligerent
exercise
burning
(Otomotiv) scalding
estral
exercised
superheated
infuriated
glowing
fervent
estral, in heat; in rut
huffy
ireful
red hot
incensed
pissed off [sl.]
red-hot, red or glowing with heat
red
baking
hot, red-hot; angry, furious, cross, black; in heat, in rut
hot-blooded
boiling
indignantly
irate
angry with

The moment I saw him, I knew he was angry with me. - Onu gördüğüm an, bana kızgın olduğunu biliyordum.

Thunder has been explained scientifically, and people no longer believe it is a sign that the gods are angry with them, so thunder, too, is a little less frightening. - Gök gürültüsü bilimsel olarak açıklanmıştır, ve insanlar onun tanrıların insanlara kızgın olduğunun bir işareti olduğuna artık inanmıyorlar, bu yüzden gök gürültüsü de biraz daha az korkutucudur.

indignant

Tom looked indignant. - Tom kızgın görünüyordu.

cross

When my wife crosses her arms and taps her foot I know she's angry. - Karım kollarını bağladığında ve ayağını yere vurduğunda, onun kızgın olduğunu biliyorum.

flaming
fiery
black

Why does he look black? - O niçin kızgın görünüyor?

inflamed
fierce

Savages fear the appearance of a fierce wild beast. - Barbarlar kızgın vahşi bir hayvanın görünüşünden korkuyorlar.

Tom gave me a fierce look. - Tom bana kızgın bir görüntü verdi.

ardent
dyspeptic
roasting
huffish
ratty
wild

Savages fear the appearance of a fierce wild beast. - Barbarlar kızgın vahşi bir hayvanın görünüşünden korkuyorlar.

shirty
hot under the collar
{i} infuriating
enraged
red-hot
exasperated

The nineties generation in tennis has been utterly useless so far, exasperated fans say. - Teniste doksanlı nesil şimdiye kadar son derece başarısız oldu, kızgın hayranlar söylüyor.

must

Tom must be angry with Mary for what she did. - Tom söylediğinden dolayı Mary'ye kızgın olmalı.

Tom must be angry with Mary. - Tom Mary'ye kızgın olmalı.

{s} snappish
redhot
in a pet
whitehot
hot blooded
in a glow
{s} vexed
{s} sore
narky
rampageous
{s} wroth
{s} resentful

Sami was a little resentful because he worked so much. - Sami çok çalıştığı için biraz kızgındı.

in a tiff
kızgın bir şekilde
wrathfully
kızgın boğa
raging bull
kızgın buhar
(Gıda,Teknik) superheated vapor
kızgın buhar soğutucusu
desuperheater
kızgın mısın
are you angry
kızgın olmak
be angry at
kızgın su
superheated water
kızgın bir demirle hayvan derisine damga vurmak
anchored to an angry stamp of animal skins
kızgın olmamak
Not to be angry
kızgın bakış
black look
kızgın bakış
black looks
kızgın bir biçimde
resentfully
kızgın bir biçimde
glowingly
kızgın bir sesle söylemek
rasp
kızgın bir şekilde
furiously

He reacted furiously. - O, kızgın bir şekilde tepki verdi.

kızgın bir şekilde
angrily

Sami angrily denied he was in Layla's apartment that night. - Sami o gece Leyla'nın dairesinde olduğunu kızgın bir şekilde yalanladı.

Mary stomped her foot angrily. - Mary kızgın bir şekilde ayağını yere vurdu.

kızgın buhar
superheated steam
kızgın buharla kurutma
superheated-steam drying
kızgın buharla kurutma
(Gıda) superheated steam drying
kızgın bulut
cloud of volcanic smoke and ashes
kızgın bulut
nuée ardente
kızgın dam prov
Turkish bath
kızgın demir
brand
kızgın demirle tahta işlemesi
poker work
kızgın fil
must
kızgın görünmek
look like the wrath of god
kızgın iken kırılan
red short
kızgın kadın
fury
kızgın kızgın
angrily
kızgın levha
hot plate
kızgın nokta
hot spot
kızgın olmak
to be angry (with)
kızgın olmak
be in a wax
kızgın olmak
be angry with smb
kızgın olmak
be mad
kızgın su buharı
super heating
kızgın sulu ısıtma
hot-water heating
kızgın tel
hot wire
kızgın tel yöntemi
hot wire method
kızgın telli ampermetre
hot-wire ammeter
kızgın telli ampermetre
(Elektrik, Elektronik,Teknik) thermal ammeter
kızgın telli ampermetre
hot-wire amrneief
kızgın telli anemometre
hot wire anemometer
kızgın telli manometre
hotwire manometer
kızgın telli röle
hot-wire relay
kızgın telli sayaç
hot-wire meter
kızgın yağda boyama
hot-oil dyeing
kızgın yağda haşlama
deep-frying
kızgın yağda pişirme
deep-frying
kızgın yüzey
hot surface
kızgın çözgenle kurutma
(Gıda) superheated solvent drying
kızgın çözgenle kurutma
superheated-solvent drying
Türkisch - Türkisch
Kızmış olan, öfkeli, mütehevvir
Çok ısınmış, ısıtılmış veya kızdırılmış
Kızmış olan, öfkeli, mütehevvir: "Hani Allah sizi inandırsın, bu kadar kızgın olmasaydım, korkardım."- S. F. Abasıyanık
Çok ısınmış, ısıtılmış veya kızdırılmış: "Kızgın bir demire dökülen damla iz bırakmaz, buhar olur."- C. Meriç
Kızışık, zorlu, sert, şiddetli
Eş arayan (hayvan)
kızgın bulut
Yanardağlardan fışkırıp yüksek ısıda su buharı ve başka gazlardan oluşmuş, içine kül ve lav karışmış bulut görünüşünde yığın
kızgın
Favoriten