in the public eye

listen to the pronunciation of in the public eye
Englisch - Türkisch
(deyim) tanınmış
(deyim) meşhur
gözü önünde
(deyim) ünlü
famous
meşhur

Adana'nın kebabı, Hatay'ın künefesi meşhurdur. - Adana is famous for its kebab and Hatay for its kanafeh.

O meşhur bir sanatçıdır. - He is a famous artist.

famous
ünlü

Şarkıcı sadece Japonya'da değil, aynı zamanda Avrupa'da da ünlü. - The singer is famous not only in Japan but also in Europe.

Onun kitabı sadece İngiltere'de ünlü değil, Japonya'da da ünlü. - His book is famous not only in England but also in Japan.

famous
{s} tanınmış

Jim Carrey iyi ve çok tanınmış bir komedyendir. - Jim Carrey is very famous and a good comedian.

En tanınmış kitaplarını 60'lı ve 70'li yıllarda yayınladı. - During the 60s and 70s, she published her most famous books.

famous
adlı
famous
şanlı
famous
adlı sanlı
be in the public eye
Ünlü olmak, herkes tarafından tanınmak
in the sun
(deyim) Kamunun gözünde, halkın gözü önünde
be in the public eye
halkın gözünde olmak
be in the public eye
(deyim) toplum tarafından tanınmak
be in the public eye
(deyim) maruf olmak
be in the public eye
(deyim) toplumun göz önünde olmak
famous
famously meşhur olarak
famous
{s} tatminkâr
famous
{s} mükemmel

Biz mükemmel bir biçimde geçindik. - We got along famously.

famous
belli
Englisch - Englisch
(deyim) in the sun
famous
exposed to the public, having much attention from the general public
in the public eye

    Silbentrennung

    in the pub·lic eye

    Türkische aussprache

    în dhi pʌblîk ay

    Aussprache

    /ən ᴛʜē ˈpəblək ˈī/ /ɪn ðiː ˈpʌblɪk ˈaɪ/

    Etymologie

    [ 'in, &n, &n ] (preposition.) before 12th century. Middle English, from Old English; akin to Old High German in in, Latin in, Greek en.

    Videos

    ... he wasn't in the public eye. Now, you guys can't afford to experiment with the Blogger ...

    Wort des Tages

    pell-mell
Favoriten