heyday!

listen to the pronunciation of heyday!
Englisch - Türkisch

Definition von heyday! im Englisch Türkisch wörterbuch

heat
(Spor) ısınma turları
heat
daralmak
heat
ısınmak
heat
eleme yarışı
heat
sıcaklık

Sıcaklık bütün gece beni uyanık tuttu. - The heat kept me awake all night.

Tom sıcaklıktan dolayı neredeyse bayılacaktı. - Tom almost passed out from the heat.

heat
bir kere kızdırılma
heat
çiftleşme isteği
heat
{i} acılık
heat
{f} kızıştırmak
heat
ısın/ısıt
heat
(fiil) ısıtmak, kızıştırmak, hareketlendirmek, ısınmak, kızdırmak, kızmak, kızışmak
heat
{i} kızışma
heat
{f} ısıtmak; ısınmak
heat
{i} spor eleme, eleme koşusu/yarışı
heat
{i} öfke
heat
{f} kızışmak
heat
{i} kızgınlık dönemi
heat
{i} kızışma, kösnü
heat
tur/ısı/sıcaklık
heat
{i} ateş

Tom'un Mary ile ateşli bir tartışması vardı. - Tom had a heated argument with Mary.

John odaya girdiğinde Tom ve Marry ateşli bir tartışmanın ortasındaydı. - Tom and Mary were in the middle of a heated argument when John walked into the room.

heyday
{i} en parlak dönem
heyday
altın çağ
heyday
doruk
Englisch - Englisch
{n} heat
{e} denoting surprise
A lively greeting
{i} prime, time of greatest success or popularity, period of greatest power or influence
the period of greatest prosperity or productivity
An expression of frolic and exultation, and sometimes of wonder
A period of success, popularity or power; prime
The time of triumph and exultation; hence, joy, high spirits, frolicsomeness; wildness
Someone's heyday is the time when they are most powerful, successful, or popular. In its heyday, the studio's boast was that it had more stars than there are in heaven. the time when someone or something was most popular, successful, or powerful in sb's heyday (heyda a shout of happiness (16-17 centuries); influenced by day)
heyday!
Favoriten