gelişmemiş

listen to the pronunciation of gelişmemiş
Türkisch - Englisch
unimproved
inchoate
undeveloped

His computer skills are undeveloped. - Onun bilgisayar becerileri gelişmemiş.

The clitoris is really a small undeveloped penis. - Klitoris aslında gelişmemiş küçük bir penistir.

underdeveloped
immature

These guys are very immature. - Bu çocuklar çok gelişmemiş.

puny
backward
embryonic
undersized
unfledged
sucking
latent
abortive
seminal
bud
{s} rudimentary
geliş
coming

I saw him coming upstairs. - Onu üst kata gelişini gördüm.

We are all looking forward to your coming. - Gelişinizi sabırsızlıkla bekliyoruz.

geliş
{i} arrival

Ken is waiting for the arrival of the train. - Ken trenin gelişini bekliyor.

Possibly, the accident will delay his arrival. - Kaza onun gelişini muhtemelen geciktirecek.

gelişmemiş şey veya kimse
bud
geliş
arrivals
geliş
incidence
geliş
arrest
geliş
prosper
geliş
advent

The tribe wasn't delighted about the advent of the peacemaker. - Kabile arabulucunun gelişi hakkında memnun değildi.

The advent of the euro is the beacon for the new millennium. - Euronun gelişi yeni binyılın işaretidir.

geliş
grew
geliş
{f} flourish

Legends of vampires flourish in the Balkans. - Vampir efsaneleri Balkanlar'da gelişir.

After First Contact, the material and spiritual development of humanity flourished. - İlk temastan sonra, insanlığın maddesel ve ruhsal gelişimi ilerledi.

geliş
{f} brew
geliş
build up

I want to build up my vocabulary. - Kelime haznemi geliştirmek istiyorum.

Reading helps you build up your vocabulary. - Okumak kelime dağarcığınızı geliştirmenize yardım eder.

geliş
{f} prospering
geliş
{f} growing

Trade between the two countries has been steadily growing. - İki ülke arasındaki ticaret sürekli gelişiyor.

geliş
comings
geliş
build#up
enfeksiyon gelişmemiş
(Tıp) uninfected
geliş
coming, advent, arrival
geliş
forthcoming
geliş
incoming
geliş
med. presentation (at birth)
geliş
coming, arriving, arrival; advent
tam gelişmemiş
rudimentary
tam gelişmemiş
rudimental
yeterince gelişmemiş
(deyim,Konuşma Dili) in embryo
Türkisch - Türkisch
cüce
geliş
Gelme işi veya biçimi: "Keklik gibi taştan taşa sekerek / Gerdan açıp gelişini sevdiğim."- Ruhsatî
geliş
Gelme işi veya biçimi
Englisch - Türkisch
bigaynır
Negative form of the verb 'gelişmek'
gelişmemiş
Favoriten