gelişmemiş

listen to the pronunciation of gelişmemiş
Türkisch - Englisch
unimproved
inchoate
undeveloped

The affluence of the United States is often contrasted with the poverty of undeveloped countries. - ABD'nin zenginliği genellikle gelişmemiş ülkelerin fakirliği ile karşılaştırılır.

The clitoris is really a small undeveloped penis. - Klitoris aslında gelişmemiş küçük bir penistir.

underdeveloped
immature

These guys are very immature. - Bu çocuklar çok gelişmemiş.

puny
backward
embryonic
undersized
unfledged
sucking
latent
abortive
seminal
bud
{s} rudimentary
geliş
coming

I saw him coming upstairs. - Onu üst kata gelişini gördüm.

We are all looking forward to your coming. - Gelişinizi sabırsızlıkla bekliyoruz.

geliş
{i} arrival

The arrival of the troops led to more violence. - Askerlerin gelişi daha fazla şiddete yol açtı.

Ken is waiting for the arrival of the train. - Ken trenin gelişini bekliyor.

gelişmemiş şey veya kimse
bud
geliş
arrivals
geliş
incidence
geliş
arrest
geliş
prosper
geliş
advent

The advent of the euro is the beacon for the new millennium. - Euronun gelişi yeni binyılın işaretidir.

The tribe wasn't delighted about the advent of the peacemaker. - Kabile arabulucunun gelişi hakkında memnun değildi.

geliş
grew
geliş
{f} flourish

Our work began to flourish. - İşlerimiz gelişmeye başladı.

The fine arts flourished in Italy in the 15th century. - Güzel sanatlar on beşinci yüzyılda İtalya'da gelişti.

geliş
{f} brew
geliş
build up

I want to build up my vocabulary. - Kelime haznemi geliştirmek istiyorum.

Reading helps you build up your vocabulary. - Okumak kelime dağarcığınızı geliştirmenize yardım eder.

geliş
{f} prospering
geliş
{f} growing

Trade between the two countries has been steadily growing. - İki ülke arasındaki ticaret sürekli gelişiyor.

geliş
comings
geliş
build#up
enfeksiyon gelişmemiş
(Tıp) uninfected
geliş
coming, advent, arrival
geliş
forthcoming
geliş
incoming
geliş
med. presentation (at birth)
geliş
coming, arriving, arrival; advent
tam gelişmemiş
rudimentary
tam gelişmemiş
rudimental
yeterince gelişmemiş
(deyim,Konuşma Dili) in embryo
Türkisch - Türkisch
cüce
geliş
Gelme işi veya biçimi: "Keklik gibi taştan taşa sekerek / Gerdan açıp gelişini sevdiğim."- Ruhsatî
geliş
Gelme işi veya biçimi
Englisch - Türkisch
bigaynır
Negative form of the verb 'gelişmek'
gelişmemiş
Favoriten