geçişlik

listen to the pronunciation of geçişlik
Türkisch - Englisch

Definition von geçişlik im Türkisch Englisch wörterbuch

geçiş
passing
geçiş
transition

The educational system is in transition. - Eğitim sistemi geçiş aşamasında.

The DJ transitioned between two songs. - DJ iki şarkı arasında geçiş yaptı.

geçiş
passage

This is the passage to the sea. - Bu denize doğru geçiştir.

A car lying on its side blocked the passage. - Yan yatan bir araç geçişi engelledi.

geçiş
pass

This is the passage to the sea. - Bu denize doğru geçiştir.

Tom bought a VIP pass. - Tom bir VIP geçiş aldı.

geçiş
(Denizbilim) pivot
geçiş
(Bilgisayar) run
geçiş
(Otomotiv) transfer
geçiş
modulate
geçiş
migration
geçiş
{i} transit

The transition from farm life to city life is often difficult. - Çiftlik hayatından şehir hayatına geçiş çoğunlukla zordur.

The educational system is in transition. - Eğitim sistemi geçiş aşamasında.

geçiş
crossing

The border crossing was crowded with people, many of whom were refugees. - Sınır geçişi insanlarla doluydu, onların çoğu mültecilerdi.

I saw him crossing the street. - Onun caddeyi geçişini gördüm.

geçiş
{i} changeover
Geçiş
transistion
geçiş
switched to
geçiş
mus. transition; modulation
geçiş
pass, passing; transit; transition
geçiş
intermediate tone between two primary colors
geçiş
progression
geçiş
modulation
geçiş
passing, crossing
geçiş
(Nükleer Bilimler) interpass
geçiş
acces
Türkisch - Türkisch

Definition von geçişlik im Türkisch Türkisch wörterbuch

geçiş
Resimde iki ayrı rengi birbirine bağlayan ara ton
geçiş
Herhangi bir durumdaki değişme, intikal
geçiş
Geçme işi veya biçimi
geçiş
Bir parça süresince bir tondan başka bir tona atlama
geçiş
Ses organlarının bir durumdan ötekine geçmesi
geçiş
Geçme işi veya biçimi: "Bekleme sabırsızlığını çoktan kaybetmiş olduğum için vaktin geçişini pek fark etmiyordum."- R. N. Güntekin