faydalı

listen to the pronunciation of faydalı
Türkisch - Englisch
useful

Cows are more useful than any other animal in this country. - İnekler bu ülkede başka bir hayvandan daha faydalıdır.

You should read the kind of books that contain the kind of information that will be useful to you later in life. - Daha sonraki hayatında sana faydalı olacak bilgi türünü içeren kitapları okumalısın.

helpful

I hope this advice is helpful. - Umarım bu tavsiye faydalıdır.

Anything you can tell me might be helpful. - Bana söyleyebileceğin bir şey faydalı olabilir.

utility
profitable
benignant
advantageous
useful; worthwhile; beneficial, advantageous
serviceable
utilitarian
favorable
rewarding

It was a very rewarding experience. - O çok faydalı bir deneyimdi.

I found that very rewarding. - Onu çok faydalı buldum.

favourable [Brit.]
beneficial

It has actually been beneficial. - Aslında faydalı oldu.

Sunshine is beneficial to plants. - Güneş ışığı bitkiler için faydalıdır.

valuable
salutary
useful, beneficial
of use

This may be of use to you. - Bu sana faydalı olabilir.

Tom taught Mary a lot of useful French. - Tom Mary'ye çok miktarda faydalı Fransızca öğretti.

avail
positive
improving
productive
useful to
{s} favourable
fructuous
eu
faydalı hale getirmek
utilize
fayda
benefit

This article analyzes both the benefits and the drawbacks of reducing military spending. - Bu makale hem askeri harcamaları azaltmanın sakıncalarını hem de faydalarını analiz eder.

Nowadays we are apt to forget the benefits of nature. - Bugünlerde doğanın faydalarını unutmaya meyilliyiz.

fayda
advantage

She took full advantage of the opportunity. - Fırsattan tam olarak faydalandı.

He saw no advantage in waiting any longer. - Daha fazla beklemenin hiçbir faydası olmadığını anladı.

fayda
{i} profit

A wise person profits by his mistakes. - Akıllı bir kişi hatalarından faydalanır.

faydalı olmak
be useful
faydalı biçimde
instrumentally
faydalı olma
profitableness
faydalı olmak
come in handy
faydalı olmak
pay dividends
faydalı olmak
be of service to
faydalı yük
useful load
fayda
utility
fayda
{i} use

I found that the machine was of no use. - Ben makinenin faydası olmadığını anladım.

The information presented in Kelly's paper on color coordination is seen to be of use in building up an alternative theory. - Renk koordinasyonu ile ilgili Kelly'nin raporunda sunulan bilginin alternatif bir teori oluşturmada faydalı olacağı anlaşilmaktadır.

fayda
good

To compensate for his unpleasant experiences in the hospital, Tom drank a little more than was good for him. - Hastanedeki tatsız deneyimleri telafi etmek için, Tom onun için faydalı olandan biraz daha fazla içti.

Is eating fish good for you? - Sizin için balık yemek faydalı mı?

fayda
interest
fayda
compensation
fayda
virtue
fayda
effectuality
fayda
(Latin) utilitas
faydalı olmak
avail
fayda
gain

Ill-gotten gains never benefit anyone. - Haksız kazançların kimseye faydası olmaz.

fayda
behoof
fayda
usefulness
fayda
serviceableness
fayda
efficacy
fayda
profitability
faydalı olmak
pay off
faydalı olmak
do someone good
(ileride) faydalı olmak
(deyim) come in useful
(ileride) faydalı olmak
(deyim) come in handy
fayda
{i} service
fayda
grist
fayda
(Hukuk) advantage, benefit
fayda
stead
fayda
{i} avail

He availed himself of the 'off-and-on' holidays to visit his native country. - Doğduğu ülkeyi ziyaret etmek için ara sıra tatillerden faydalandı.

fayda
handiness
fayda
use, utility, value, benefit, advantage
faydalı olmak
bestead
faydalı olmak
stead
her zaman taşınan faydalı şey
vade mecum
uçak faydalı yükü
useful load
Türkisch - Türkisch
Yararlı: "Seninle dostluğumuzu, artık hayırlı ve faydalı buluyor."- H. Taner
Yararlı

Demir çok yararlı bir metaldir. - Demir çok faydalı bir metaldir.

fayda
Yarar, kâr: "Bunların faydasından geçtik, zararlarını görmeyelim."- M. Ş. Esendal
fayda
(Osmanlı Dönemi) menfaat
Fayda
(Osmanlı Dönemi) MİNVAL
fayda
Yarar, kâr
fayda
(Osmanlı Dönemi) fâide
faydalı
Favoriten