faydalı

listen to the pronunciation of faydalı
Türkisch - Englisch
useful

You should read the kind of books that contain the kind of information that will be useful to you later in life. - Daha sonraki hayatında sana faydalı olacak bilgi türünü içeren kitapları okumalısın.

You should read the kind of books that will be useful to you later in life. - Daha sonraki hayatında sana faydalı olacak kitapları okumalısın.

helpful

Tom's advice has always been very helpful. - Tom'un tavsiyesi her zaman çok faydalı olmuştur.

I hope this advice is helpful. - Umarım bu tavsiye faydalıdır.

utility
profitable
benignant
utilitarian
useful, beneficial
salutary
useful; worthwhile; beneficial, advantageous
valuable
of use

This guidebook might be of use to you on your trip. - Bu rehber kitap yolculuğunda sana faydalı olabilir.

The information presented in Kelly's paper on color coordination is seen to be of use in building up an alternative theory. - Renk koordinasyonu ile ilgili Kelly'nin raporunda sunulan bilginin alternatif bir teori oluşturmada faydalı olacağı anlaşilmaktadır.

serviceable
beneficial

It has actually been beneficial. - Aslında faydalı oldu.

Sunshine is beneficial to plants. - Güneş ışığı bitkiler için faydalıdır.

advantageous
favourable [Brit.]
rewarding

It was a very rewarding experience. - O çok faydalı bir deneyimdi.

I found that very rewarding. - Onu çok faydalı buldum.

favorable
avail
positive
improving
productive
useful to
{s} favourable
fructuous
eu
faydalı hale getirmek
utilize
fayda
benefit

Nowadays we are apt to forget the benefits of nature. - Bugünlerde doğanın faydalarını unutmaya meyilliyiz.

The new road will benefit the people living in the hills. - Yeni yolun tepede yaşayan insanlara faydası olacaktır.

fayda
advantage

He saw no advantage in waiting any longer. - Daha fazla beklemenin hiçbir faydası olmadığını anladı.

He saw no advantage in waiting any longer. - Daha fazla beklemekte bir fayda görmüyordu.

fayda
{i} profit

A wise person profits by his mistakes. - Akıllı bir kişi hatalarından faydalanır.

faydalı olmak
be useful
faydalı biçimde
instrumentally
faydalı olma
profitableness
faydalı olmak
come in handy
faydalı olmak
pay dividends
faydalı olmak
be of service to
faydalı yük
useful load
fayda
utility
fayda
{i} use

Personal computers are of great use. - Kişisel bilgisayarlar çok faydalıdırlar.

This book may well be useful to you. - Bu kitap sana epey faydalı olabilir.

fayda
good

To compensate for his unpleasant experiences in the hospital, Tom drank a little more than was good for him. - Hastanedeki tatsız deneyimleri telafi etmek için, Tom onun için faydalı olandan biraz daha fazla içti.

Smoking is not good for the health. - Sigara içmek sağlık için faydalı değildir.

fayda
interest
fayda
compensation
fayda
virtue
fayda
effectuality
fayda
(Latin) utilitas
faydalı olmak
avail
fayda
gain

Ill-gotten gains never benefit anyone. - Haksız kazançların kimseye faydası olmaz.

fayda
behoof
fayda
usefulness
fayda
serviceableness
fayda
efficacy
fayda
profitability
faydalı olmak
pay off
faydalı olmak
do someone good
(ileride) faydalı olmak
(deyim) come in useful
(ileride) faydalı olmak
(deyim) come in handy
fayda
{i} service
fayda
grist
fayda
(Hukuk) advantage, benefit
fayda
stead
fayda
{i} avail

He availed himself of the 'off-and-on' holidays to visit his native country. - Doğduğu ülkeyi ziyaret etmek için ara sıra tatillerden faydalandı.

fayda
handiness
fayda
use, utility, value, benefit, advantage
faydalı olmak
bestead
faydalı olmak
stead
her zaman taşınan faydalı şey
vade mecum
uçak faydalı yükü
useful load
Türkisch - Türkisch
Yararlı: "Seninle dostluğumuzu, artık hayırlı ve faydalı buluyor."- H. Taner
Yararlı

Demir çok yararlı bir metaldir. - Demir çok faydalı bir metaldir.

fayda
Yarar, kâr: "Bunların faydasından geçtik, zararlarını görmeyelim."- M. Ş. Esendal
fayda
(Osmanlı Dönemi) menfaat
Fayda
(Osmanlı Dönemi) MİNVAL
fayda
Yarar, kâr
fayda
(Osmanlı Dönemi) fâide
faydalı
Favoriten