doğrudan

listen to the pronunciation of doğrudan
Türkisch - Englisch
directly

Tom can be contacted directly. - Tom'la doğrudan temas kurulabilir.

Everyone has the right to take part in the government of his country, directly or through freely chosen representatives. - Her şahıs, doğrudan doğruya veya serbestçe seçilmiş temsilciler vasıtasıyla, memleketin kamu işleri yönetimine katılmak hakkını haizdir.

direct

Why don't you tell her directly? - Neden doğrudan ona söylemiyorsun?

Everyone has the right to take part in the government of his country, directly or through freely chosen representatives. - Her şahıs, doğrudan doğruya veya serbestçe seçilmiş temsilciler vasıtasıyla, memleketin kamu işleri yönetimine katılmak hakkını haizdir.

face to face
immediate
first hand
sheer
(Bilgisayar) direct to
forthrightly
fair and square
{f} full
point-blank

He told me point-blank that I was fired. - Doğrudan doğruya bana kovulduğumu söyledi.

{s} forthright
firsthand
doğrudan doğruya
fair
doğrudan doğruya
direct

Can we talk to Tom directly? - Doğrudan doğruya Tom'la konuşabilir miyiz?

You should never look directly at the Sun with the naked eye or through any instrument such as binoculars or a telescope. - Çıplak gözle ya da dürbün ya da teleskop gibi herhangi bir aletle doğrudan doğruya güneşe bakmamalısın.

doğrudan doğruya
immediately
doğrudan temsil
(Ticaret) direct representation
doğrudan adresleme
direct addressing
doğrudan akım voltu
(Askeri) volts, direct current
doğrudan atama
direct allocation
doğrudan ayrılmamak
not to swerve from honesty
doğrudan bağlantı
direct connection
doğrudan bağlaşım
direct coupling
doğrudan bağlı
direct action
doğrudan belleğe erişim
direct memory access, data break
doğrudan büküm
direct spinning
doğrudan denetim
direct control
doğrudan doğruya
straight

I looked her straight in the eye. - Ben doğrudan doğruya onun gözlerinin içine baktım.

doğrudan doğruya
point blank
doğrudan doğruya
right

Everyone has the right to take part in the government of his country, directly or through freely chosen representatives. - Her şahıs, doğrudan doğruya veya serbestçe seçilmiş temsilciler vasıtasıyla, memleketin kamu işleri yönetimine katılmak hakkını haizdir.

A bike path goes right past my house. - Bir bisiklet yolu doğrudan doğruya evimin önünden geçer.

doğrudan doğruya
directly

These sentences are not directly linked. - Bu cümleler doğrudan doğruya bağlantılı değildir.

Can we talk to Tom directly? - Doğrudan doğruya Tom'la konuşabilir miyiz?

doğrudan düzenleme
(Bilgisayar,Teknik) direct organization
doğrudan etki
(Hukuk) direct effect
doğrudan etkili
direct action
doğrudan genel seçim
(Hukuk) direct universal suffrage
doğrudan gösterim
direct display
doğrudan harekat mübadelesi
(Askeri) direct operational exchange-tactical
doğrudan hava destek merkezi
(Askeri) direct air support center
doğrudan hava destek merkezi (hava indirme)
(Askeri) (A) direct air support center (airborne)
doğrudan iletişim
direct communication
doğrudan irtibat yetkilisi
(Askeri) direct liaison authorized
doğrudan kayıt
direct recording
doğrudan kod
direct code
doğrudan kodlama
direct coding
doğrudan komut
direct instruction
doğrudan mübadele
(Askeri) direct exchange
doğrudan okuma
direct reading
doğrudan organizasyon
direct organization
doğrudan satıcı tarafından (malın) teslim(i)
(Askeri) direct vendor delivery
doğrudan seçim
(Hukuk) direct election
doğrudan söylemek
say explicitly
doğrudan söylemek
say directly
doğrudan söylemek
put it bluntly
doğrudan tahsis
direct allocation
doğrudan yazmak
to type through
doğrudan zarar
(Hukuk) direct damage
doğrudan ışıklandırma
direct lighting
doğrudan şaşma
Don't stray from what is right./Avoid temptation
Bilgi Sistemleri Ve Hizmetleri Başkanlığı (DIA); doğrudan destek; doktrin sponso
(Askeri) Directorate for Information Systems and Services (DIA); direct support; doctrine sponsor
Müşterek Doğrudan Taarruz Mühimmatı
(Askeri) Joint Direct Attack Munition
beyan edilen doğrudan geçiş
(Politika, Siyaset) declared transit
bu tüzük Üye Devletlerde bütünüyle bağlayıcıdır ve doğrudan uygulanır
(Hukuk) this Regulation shall be binding in its entirety and directly applicable in the Member States
Türkisch - Türkisch
doğrudan
Favoriten