dışarıdan

listen to the pronunciation of dışarıdan
Türkisch - Englisch
from the outside; from abroad; outwardly
1. from the outside. 2. from abroad
from outside
from abroad
from without
outside

This door is opened only from outside. - Bu kapı sadece dışarıdan açılır.

Someone is calling from outside. - Biri dışarıdan arıyor.

outside in
dışarı
{i} outside

It is very cold outside. You'll catch a cold without a coat. - Dışarıda hava çok soğuk, ceketsiz üşüteceksin.

I didn't feel like studying because the noise outside was getting on my nerves. - Dışarıdaki gürültü sinirime dokunduğu için canım çalışmak istemedi.

dışarıdan gelen
external
dışarıdan etkilemek
crossfertilize
dışarıdan evlenme
exogamy
dışarıdan gelen
extraneous
dışarıdan gelip oy kullanan kimse
outvoter
dışarıdan getirtmek
to import
dışarı
out

I'm going to go out this afternoon. - Bu öğleden sonra dışarıya çıkacağım.

I wish you would shut the door when you go out. - Keşke dışarı çıktığın zaman kapıyı kapatsan.

dışarı
(Bilgisayar) inset
dışarı
off

Don't forget to turn off the gas before going out. - Dışarı çıkmadan önce gazı kapatmayı unutmayın.

Make sure to turn off all the lights before going out. - Tüm ışıkların kapatıldığından emin ol dışarıya çıkmadan önce.

dışarı
forth
dışarı
clear

The sky is clear and the wind is refreshingly cool. It's a perfect day to spend outdoors. - Gökyüzü açık ve rüzgar ferahlatıcı biçimde serin. Dışarıda geçirmek için harika bir gün.

dersi dışarıdan izleyen öğrenci
auditor
dışarı
the space outside
dışarı
outside, exterior; out; abroad
dışarı
foreign lands, abroad
dışarı
exterior
dışarı
the outside, exterior
dışarı
the provinces (as opposed to the capital); the country (as opposed to the town)
dışarı
outside of

Sami would never go outside of his house. - Sami asla evinden dışarı çıkmazdı.

The outside of the house was very run down. - Evin dışarısı çok köhneydi.

dışarı
ex
dışarı
per

Tom got his learner's permit yesterday, so he's out with his father practicing driving. - Tom dün ön ehliyetini aldı, bu yüzden araba sürmeyi pratik yapmak için babası ile birlikte dışarıda.

A person named Jones came while you were out. - Sen dışarıdayken Jones adında bir kişi geldi.

içeriden ve dışarıdan
within and without
nal çivileri dışarıdan olan
roughshod
Türkisch - Türkisch

Definition von dışarıdan im Türkisch Türkisch wörterbuch

dışarı
Yurt dışı
dışarı
Dışa, dış çevreye: "Artık komutanlardan başka hiç kimse dışarı çıkmazdı."- A. İlhan
dışarı
Dış çevre, dış yer, hariç: "Dışarıda yağmur yağıyor."- S. F. Abasıyanık
dışarı
Dış çevre, dış yer, hariç
dışarı
Yurt dışı: "Dışarıyla iyi geçiniyorduk, Yunanlılarla az kalsın birleşecek kadar sıkı fıkı idik."- B. Felek
dışarı
Kişinin konutundan ayrı olan yer
dışarı
Dışa, dış çevreye
dışarı
Kişinin konutundan ayrı olan yer: "Dışarıda, çocuklar birdirbir oynamaya dalmışlardı."- A. İlhan