bir çok

listen to the pronunciation of bir çok
Türkisch - Englisch
quite a few
umpteen
a far
many to one
a lot of

Recently there have been a lot of nasty incidents with fraud. - Son zamanlarda bir çok hileli iğrenç olaylar vardı.

Recently, there's been a lot of talk about distance education. - Son zamanlarda, uzaktan eğitim hakkında bir çok konuşma vardı.

birçok
a lot of

Example sentence no. 354618 created a lot of confusion on the Tatoeba website. - 354618 no'lu örnek cümle, Tatoeba web sitesinde birçok karışıklık yarattı.

A lot of English words are derived from Latin. - Birçok İngilizce sözcük, Latince'den türemiştir.

birçok
many

There are many beautiful parks in London. - Londra'da birçok güzel park vardır.

In addition many groups have been formed so that the elderly can socialize with one another and remain active participants in American life. - Ek olarak yaşlılar birbirleriyle sosyalleşebilsin ve Amerikan hayatının aktif üyeleri olarak kalabilsinler diye birçok topluluk kurulmuştur.

bir çok bakımdan
in many directions
bir çok kere
umpteen times
bir çok yere gönderilmek üzere yazılmış
encyclical
bir çok yere gönderilmek üzere yazılmış
encyclic
birçok
deuced
birçok
lot

She saw a lot of animals on the road. - Yolda birçok hayvan gördü.

A lot of English words are derived from Latin. - Birçok İngilizce sözcük, Latince'den türemiştir.

birçok
manifold
birçok
a lot

A lot of clients come to the lawyer for advice. - Birçok müşteri danışma için avukata gelirler.

A lot of English words are derived from Latin. - Birçok İngilizce sözcük, Latince'den türemiştir.

birçok
multiple

This book is written in multiple languages. - Bu kitap birçok dilde yazılmıştır.

Tom has been shot multiple times. - Tom birçok kez vuruldu.

birçok
a great deal of

Television has a great deal of influence on society. - Televizyonun toplum üzerine birçok etkisi vardır.

bir çok kez
more than once
birçok
quite a few

Quite a few Americans like sushi. - Birçok Amerikalılar suşi severler.

I have quite a few friends who speak French well. - Fransızcayı iyi konuşan birçok arkadaşım var.

birçok
seventy
birçok
lots of

He has written lots of books about his experience abroad. - Yurtdışı deneyimleriyle ilgili birçok kitap yazdı.

Lots of girls like Tom. - Birçok kız Tom'u sever.

birçok
numerous

Numerous countries have signed a nuclear disarmament agreement. - Birçok ülke nükleer silahsızlanma anlaşmasını imzaladı.

There are numerous theories about the origin of life. - Hayatın kökeniyle ilgili birçok teori var.

birçok
several

Several students have gone home without cleaning the classroom. - Birçok öğrenci sınıfı temizlemeden eve gitti.

In Germany today, anti-violence rallies took place in several cities, including one near Hamburg where three Turks were killed in an arson attack on Monday. - Bugün Almanya'da, Pazartesi günü kundaklamada üç Türk'ün öldürüldüğü Hamburg'un yakınında bir yer de dahil birçok şehirde şiddet karşıtı mitingler gerçekleşti.

birçok
(deyim) a hell of a lot
birçok
a good

There were a good many candidates for the position. - Pozisyon için birçok iyi adaylar vardı.

A good many people were there. - Birçok kişi oradaydı.

birçok
a good deal of
birçok
a good deal
çok düzenli bir şekilde
in apple-pie order
birçok
any number of
birçok
a great deal

Television has a great deal of influence on society. - Televizyonun toplum üzerine birçok etkisi vardır.

On the one hand we suffered a heavy loss, but on the other hand we learned a great deal from the experience. - Bir taraftan ağır kayıplar verdik fakat diğer taraftan deneyimden birçok şey öğrendik.

birçok
various

There are various ways of enduring the pain. - Acıya katlanmanın birçok yolu var.

This room is used for various purposes. - Bu oda birçok amaçla kullanılır.

birçok
not a few

Not a few people live to be over eighty. - Birçok insan seksen yıldan fazla yaşamaz.

birçok
many a
birçok
many other
birçok
lots

Tom is the kind of guy lots of people just don't like. - Tom birçok insanın hoşlanmadığı adam türüdür.

Lots of superstitions are still believed in. - Hâlâ birçok batıl inanca inanılıyor.

birçok
with a lot
birçok
many one
birçok
the many

Tom thought of the many ways he could kill Mary. - Tom Mary'yi öldürebilmenin birçok yolunu düşündü.

What we call 'Standard English' is only one of the many dialects spoken all over the world. - Standart İngilizce dediğimiz şey sadece bütün dünyada konuşulan birçok lehçeden biridir.

birçok
many of
iri ve çok mayhoş bir elma cinsi
A large and very tart apple genus
şahine çok benzeyen yırtıcı bir kuş
Falcon is very similar to a bird of prey
Allahı çok, insanı az bir yer
a deserted place
bir işi çok önemsemek
(Argo) doing it to death
bir şeye pek çok üzülmek
take something hard
bir şeye çok önem vermek
set great store on
birçok
a lot of, lots of; many, numerous; a lot of, lots of, a good deal (of), a great deal (of)
birçok
{s} umpteen
birçok
a good many

There were a good many candidates for the position. - Pozisyon için birçok iyi adaylar vardı.

A good many people were there. - Birçok kişi oradaydı.

birçok
a good few
birçok
many, a lot of: Birçok kişi geldi. A lot of people came
birçok
few

There were quite a few rotten apples in the basket. - Sepette birçok çürük elmalar vardı.

A perfect knowledge of a few writers and a few subjects is more valuable than a superficial one of a great many. - Birkaç yazar ve birkaç konuyla ilgili mükemmel bir bilgi birçoklarıyla ilgili yüzeysel olan birinden çok daha değerlidir.

imparatorluğa karşı olan çok ulusçu bir doktrin
Cobdenism
sarı çiçekli çok yıllık bir bitki
viper's grass
çok başarılı bir gün
field day
çok güzel bir geceydi
It's been a wonderful night
çok güçlü bir yumruk
haymaker
çok keyifli bir gün geçirdim teşekkür ederim
I enjoyed myself today thank you
çok olmak (bir yerde)
abound with
çok pahalı olmayan bir yer
Some place not too expensive
çok sert efsanevi bir taş
adamant
ıyi bir gün için çok teşekkür ederim
Thank you for a nice day
Türkisch - Türkisch

Definition von bir çok im Türkisch Türkisch wörterbuch

Birçok
kaç
Birçok
(Osmanlı Dönemi) BECİR
Birçok
(Osmanlı Dönemi) BESÎ
Birçok
bir dolu
birçok
Oldukça çok, sayısı belirsiz, bir hayli, müteaddit
birçok
Oldukça çok, sayısı belirsiz, bir hayli, müteaddit: "Bu satırları, birçok mektuba biraz cevap olsun diye yazıyorum."- H. E. Adıvar
bir çok
Favoriten