birçok

listen to the pronunciation of birçok
Türkçe - İngilizce
a lot of

A lot of clients come to the lawyer for advice. - Birçok müşteri danışma için avukata gelirler.

A lot of English words are derived from Latin. - Birçok İngilizce sözcük, Latince'den türemiştir.

many

John drank many bottles of wine. - John birçok şişe şarap içti.

Many nights did he spend, looking up at the stars. - O birçok geceyi yıldızlara bakarak geçirdi.

deuced
manifold
multiple

Tom has been shot multiple times. - Tom birçok kez vuruldu.

This book is written in multiple languages. - Bu kitap birçok dilde yazılmıştır.

a great deal of

Television has a great deal of influence on society. - Televizyonun toplum üzerine birçok etkisi vardır.

a lot

A lot of English words are derived from Latin. - Birçok İngilizce sözcük, Latince'den türemiştir.

A lot of clients come to the lawyer for advice. - Birçok müşteri danışma için avukata gelirler.

several

Several students were absent from school because of colds. - Birçok öğrenci soğuk algınlığından dolayı okula gelmedi.

Several politicians exerted strong pressure on the committee. - Birçok siyasetçi komite üzerine güçlü bir baskı uygulamıştır.

quite a few

I have quite a few friends who speak French well. - Fransızcayı iyi konuşan birçok arkadaşım var.

Quite a few people have two cars. - Birçok insanın iki arabası var.

a good deal of
lot

A lot of English words are derived from Latin. - Birçok İngilizce sözcük, Latince'den türemiştir.

Example sentence no. 354618 created a lot of confusion on the Tatoeba website. - 354618 no'lu örnek cümle, Tatoeba web sitesinde birçok karışıklık yarattı.

(deyim) a hell of a lot
a good

A good many people were there. - Birçok kişi oradaydı.

There were a good many candidates for the position. - Pozisyon için birçok iyi adaylar vardı.

a good deal
lots of

Lots of girls like Tom. - Birçok kız Tom'u sever.

Lots of superstitions are still believed in. - Hâlâ birçok batıl inanca inanılıyor.

numerous

Numerous other lawsuits are pending. - Diğer birçok dava bekliyor.

I've done that numerous of times. - Onu birçok kez yaptım.

a great deal

Television has a great deal of influence on society. - Televizyonun toplum üzerine birçok etkisi vardır.

On the one hand we suffered a heavy loss, but on the other hand we learned a great deal from the experience. - Bir taraftan ağır kayıplar verdik fakat diğer taraftan deneyimden birçok şey öğrendik.

a good many

A good many people were there. - Birçok kişi oradaydı.

There were a good many candidates for the position. - Pozisyon için birçok iyi adaylar vardı.

umpteen
a good few
many, a lot of: Birçok kişi geldi. A lot of people came
various

She was mimicking the various people in our office. - O ofisteki birçok insanı taklit ediyordu.

There are various ways of enduring the pain. - Acıya dayanmanın birçok çeşit yolu var.

a lot of, lots of; many, numerous; a lot of, lots of, a good deal (of), a great deal (of)
seventy
any number of
many a
not a few

Not a few people live to be over eighty. - Birçok insan seksen yıldan fazla yaşamaz.

many of
the many

Flexibility is one of the many advantages of working from home. - Evde çalışmanın birçok yararından biri esnekliktir.

They had to build bridges over the many streams. - Birçok akarsu üzerinde köprü inşa etmek zorundaydılar.

many one
with a lot
lots

Lots of girls like Tom. - Birçok kız Tom'u sever.

Lots of people are interested in cars, but they're really nothing to me. - Birçok kişi arabalarla ilgilenir fakat arabalar benim için bir şey ifade etmiyor.

many other
few

A perfect knowledge of a few writers and a few subjects is more valuable than a superficial one of a great many. - Birkaç yazar ve birkaç konuyla ilgili mükemmel bir bilgi birçoklarıyla ilgili yüzeysel olan birinden çok daha değerlidir.

Quite a few people have two cars. - Birçok insanın iki arabası var.

birçok iş yapabilen
versatile
birçok bakımdan
in many respects
birçok dilde
polyglot
birçok hususta
in many respects
birçok işe uygun (alet)
versatile
birçok kez
several times

The telephone rang several times. - Telefon birçok kez çaldı.

Tom has been arrested several times. - Tom birçok kez tutuklandı.

birçok kişi
many people
birçok ortak noktası olmak
(deyim) have something in common
birçok parçadan oluşan
built-up
birçok parçalardan oluşan
composite
birçok yönden
in many ways
birçok defa
many times
birçok şey
many things

Cows supply us with many things we need. - İnekler ihtiyacımız olan birçok şey bize verirler.

Let me show you many things which will be novel to you. - Sizin için yeni olan birçok şeyi göstermeme izin verin.

birçok ana sözleşme
(İnşaat) multiple prime contracts
birçok anlamda
in various terms
birçok anlamda
in various aspects
birçok anlamda
in many aspect
birçok defa
so many times
birçok kere
time and again
birçok kez
numbers of times
birçok kez
plenty of times

Tom has done that plenty of times. - Tom onu birçok kez yaptı.

That's happened to me plenty of times. - Bu birçok kez başıma geldi.

birçok kez
many times

You can not appreciate the poem until you have read it many times. - Birçok kez okuyuncaya kadar şiiri kavrayamazsın.

He looked back at us many times and walked away. - O birçok kez bize doğru baktı ve uzaklaştı.

birçok konuyu deşmek
(deyim) cover a lot of ground
birçok konuyu içeren anlaşma
package deal
birçok parçadan oluşan
built up
birçok sahada
in many fields
birçok sinirlerin iltihabı
(Tıp) polyneuritis
birçok yerde
passim
birçok şeyden nefret etme
(Pisikoloji, Ruhbilim) polyphobia
birçok şeye ilgi duyan adam
man of wide interests
bir çok
quite a few
bir çok
umpteen
birçok kere
many times

I've been to Italy many times. - Birçok kere İtalya'da bulundum.

His teacher sent him to the principal's office for being tardy too many times. - Birçok kereler derse geç geldiği için öğretmeni onu müdürün odasına gönderdi.

Bir çok
a far
bir çok
a lot of

Recently, there's been a lot of talk about distance education. - Son zamanlarda, uzaktan eğitim hakkında bir çok konuşma vardı.

Recently there have been a lot of nasty incidents with fraud. - Son zamanlarda bir çok hileli iğrenç olaylar vardı.

bir çok
many to one
Türkçe - Türkçe
Oldukça çok, sayısı belirsiz, bir hayli, müteaddit
Oldukça çok, sayısı belirsiz, bir hayli, müteaddit: "Bu satırları, birçok mektuba biraz cevap olsun diye yazıyorum."- H. E. Adıvar
kaç
(Osmanlı Dönemi) BECİR
(Osmanlı Dönemi) BESÎ
bir dolu
Birçok kez
kerrat
Birçok şey
ne
birçok