They announced that a storm was coming.
- Onlar bir fırtınanın geldiğini bildirdiler.
Research in Motion announced the layoff of 2000 employees and a restructuring of the company.
- Research in Motion 2000 işçinin çıkarıldığını ve şirketin yeniden yapılanmasını bildirdi.
The notice was badly printed.
- Bildirim kötü biçimde basıldı.
You'll receive a notice in a few days.
- Birkaç gün içinde bir bildirim alacaksınız.
If that happens, you'll be the first to be notified.
- Eğer bu olursa ilk olarak size bildirilecek.
Why wasn't Tom notified?
- Neden Tom'a bildirilmedi?
Why didn't the police notify us?
- Niçin polis bize bildirmedi?
In such a case, notify his family.
- Böyle bir durumda, ailesine bildirin.
I have nothing to declare.
- Bildirecek bir şeyim yok.
I have something to declare.
- Bildirecek bir şeyim var.
Do you know how to play mahjong?
- Mahjong oynamayı biliyor musun?
Do you know where your father went?
- Babanın nereye gittiğini biliyor musun?
Everybody knew that she was being pushy.
- Onun saldırgan olduğunu herkes biliyordu.
Everybody knew she could speak English well.
- Onun iyi İngilizce konuşabildiğini herkes biliyordu.
There is no knowing which team will win.
- Hangi takımın kazanacağını bilmek zor.
Tom accused Mary of not knowing how to love or how to accept someone's love.
- Tom Mary'yi sevmeyi ya da birinin aşkını kabul etmeyi bilmemekle suçladı.
Ken can play the violin, not to mention the guitar.
- Ken keman çalabilir, gitardan bahsetmeye bile gerek yok.
Ken is as tall as Bill.
- Ken Bill kadar uzun boylu.
The past can only be known, not changed. The future can only be changed, not known.
- Geçmiş sadece bilinir, değişmez. Gelecek ise sadece değişir, bilinmez.
The firm is known for its high-quality products.
- Firma, yüksek kaliteli ürünleriyle bilinmektedir.
Babam alışveriş yaparken annem arabada kaldı.
- Mor blev i bilen mens far handlede ind.
Bu arabayı sana kim sattı?
- Hvem solgte denne bil til dig?
Bu arabayı sana kim sattı?
- Hvem solgte denne bil til dig?