becoming, fit, suitable, proper, modest

listen to the pronunciation of becoming, fit, suitable, proper, modest
Englisch - Türkisch

Definition von becoming, fit, suitable, proper, modest im Englisch Türkisch wörterbuch

decent
{s} iyi

Oraya uygun elbiselerle gitsen iyi olur. - You had better go there in decent clothes.

Tom geçen hafta girdiği sınavda iyi bir not aldı. - Tom got a decent grade on the test he took last week.

decent
{s} edepli
decent
{s} nazik

İnsanlara karşı nazik olun, onlar size karşı nazik olacaklardır. - Be decent to people, and they'll be decent to you.

Sen bana karşı gerçekten naziktin. - You've been really decent to me.

decent
{s} yeterli

Tom'un çok yeterli maaşı var. - Tom has a very decent salary.

Çalışanlarınızın mutlu olmasını istiyorsanız, onlara yeterli bir ücret ödemelisiniz. - If you want your workers to be happy, you need to pay them a decent wage.

decent
{s} uygun

Mary, kıyafetin uygun mu? - Mary, are you decent?

Kendinize uygun bir takım elbise alın. - Get yourself a decent suit.

decent
{s} adam gibi

Tom iyi bir adam gibi görünüyor. - Tom seems to be a decent guy.

decent
kabul edilebilir
decent
yakışık alır
decent
makul

Yetenekli bir tamirci makul ücretler kazanır. - A skilled mechanic earns decent wages.

Tom'un makul bir maaşı vardır. - Tom has a decent salary.

decent
oldukça iyi

Aslında oldukça iyi insanlardır. - They're actually quite decent people.

Tom oldukça iyi bir golfçüdür. - Tom is a fairly decent golfer.

decent
terbiyeli

Tom oldukça terbiyeli. - Tom is pretty decent.

Hiçbir terbiyeli insan o yere gitmez. - No decent people go to that place.

decent
iyi/terbiyeli
decent
(sıfat) terbiyeli, nazik, edepli, saygın, hoşgörülü, iyi kâlpli, alçakgönüllü; uygun, yeterli; iyi; adam gibi
decent
{s} terbiyeli, nazik; temiz, iyi
decent
decently terbiye ölçüsünde
decent
{s} alçakgönüllü
decent
nezih bir şekilde
Englisch - Englisch
{a} decent
becoming, fit, suitable, proper, modest
Favoriten