avantaj

listen to the pronunciation of avantaj
Türkisch - Englisch
advantage

The strong yen was advantageous to our company. - Güçlü yen firmamız için avantajlıydı.

Advances in science and technology and other areas of society in the last 100 years have brought to the quality of life both advantages and disadvantages. - Son 100 yılın bilim ve teknoloji ve topluluğun diğer alanlarındaki gelişmeler hayat kalitesine hem avantajlar hem de dezavantajlar getirdi.

benefit

The company provides health care and life insurance benefits for all of its employees. - Şirket tüm çalışanları için sağlık bakımı ve hayat sigortası avantajları sağlar.

The costs outweigh the benefits. - Maliyetler avantajlardan daha ağır basar.

perk
virtue
(Ticaret) competitive edge
advance

Advances in science and technology and other areas of society in the last 100 years have brought to the quality of life both advantages and disadvantages. - Son 100 yılın bilim ve teknoloji ve topluluğun diğer alanlarındaki gelişmeler hayat kalitesine hem avantajlar hem de dezavantajlar getirdi.

She turned down his advances. - O, avantajlarını geri çevirdi.

start

Tom gave me a head start. - Tom beni daha avantajlı başlattı.

avail
whip hand
head start

Tom gave me a head start. - Tom beni daha avantajlı başlattı.

advantage, head start, perk
odds

The odds are in his favor. - Avantajlar ondan yana.

I offered him odds of 3 to 1. - Ona üçe birlik avantaj önerdim.

vantage
account
facility
high ground
avantaj birinde olmak
gain the upper hand
avantaj birine geçmek
gain the upper hand
avantaj elde etmek
(Politika, Siyaset) take advantage

I want to take advantage of it. - Ondan avantaj elde etmek istiyorum.

avantaj sağlamak
gain advantage
avantaj tanımak
(Politika, Siyaset) accord advantages
avantaj top
(Spor) free ball
avantaj faktörü
advantage factor
avantaj kazanmak
(deyim) get an edge over
avantaj kazanmak
(deyim) have the edge over
avantaj kazanmak
(deyim) have an edge over
avantaj kazanmak
(deyim) get the edge over
avantaj kullanmak
use one's advantage
avantaj sağlamak
get the whip hand of smb
avantaj tanımak
(Hukuk) to accord advantages
avantaj verilmiş
advantaged
avantaj yakalamak
catch an advantage
avantajlar
advantages

Living in a large city has many advantages. - Büyük bir şehirde yaşamanın birçok avantajları var.

There are several advantages to city life. - Şehir hayatının farklı avantajları var.

maddi avantaj
pecuniary advantage
mekanik avantaj
mechanical advantage
Türkisch - Türkisch
Üstünlük sağlayan şey
Teniste eşitliğin bozulması için alınan ilk puan
Yarar, kâr
avantaj
Favoriten